3 Şubat 2013 Pazar

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-12

Kar'alayan Kübra yartaşı


Hastanede geçirdikleri bir hafta boyunca Sedef yüzünün yanmasını kabullenememişti. Her seferinde umutsuzluğa kapılıp ağlamaya başlıyordu. Kocası işten izin alıp yeni bir ev ayarlamıştı. İçine de ufak tefek birkaç eşya koyabilmişti. 

Eski evlerine hiç benzemiyordu. Kendi evindeki rahatlığı ve lükslüğü burada yoktu. Ev çok pisti. Kocası temizlemeye çalışmıştı ama erkek işte ne kadar yapabilir ki. Şöyle bir kadın elinin buraya değmesi gerekiyordu. Eşyalar desen ikinci el eşya satan bir yerden alınmıştı ve onlarda kırık döküktü. Yayları eskimiş bir yatak iki çekyat bir buzdolabı ancak alabilmişti. Bir de komşuların yardımıyla mutfak eşyaları vardı. 

Sedef eve ilk geldiğinde burada ancak tinerciler yaşar diye geçirdi içinden ama kocasına bir şey diyemedi. Biliyordu oda üzgündü. Bu yaşananlar sadece Sedef’i değil kocasını da yıpratmıştı. Ona rağmen hayata tutunmaya çalışıyordu. Hem Sedef kocasının kendisi için çabalamasını da es geçemezdi. Sedef’i güldürmek için sanki her şey normalmiş, aslında olması gereken buymuş gibi davranıyordu. Kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyordu. 

Belki sedef uyuduğu zamanlarda kocasıda ince ince ağlıyordu. Yetimhanede geceleri yorganın altına girip sessizce utana utana ağlayan erkek çocukları gibi belki de oda saklanarak ağlıyordu. 

Bu yaşananlar kimin suçuydu? 

Sedef hastanede yattığı dönemlerde uzun uzun düşünmüştü. Babası için üzülüp kendini eve kapattığı zamanlarda aslında kendisini değil kocasını cezalandırmıştı. 

Kendisi böyle davranmak istediği için yapmıştı her şeyi ama kocasının suçu neydi? 

O mu öldürdü babasını? Hayır neden cezasını kocasına çektirmişti. Bedelini neden kocasına ödetmişti.  Artık kendini toparlama vakti gelmişti. Hem artık yüzü de yanıktı ve eskisi gibi güzel olmadığı için kocası onu artık sevmeyebilirdi. Kocasını mutlu ederek elinde tutmaya çalışmalıydı.

“ Bugün hayatımın geri kalanının ilk günü ve ben geri kalan kısmı ilk kısmından daha mutlu yaşayacağım.”

“Bana bir şey mi dedin hayatım?”

“Hı? Haa yok hayatım bir şey demedim. Şeyy… aslında evet bir şey demek istiyorum sana yanıma gelir misin?”

Sobayı yakmaya çalışan kocası ellerini yıkayıp Sedef’in yanına oturdu.
“Seni dinliyorum bir tanem”

Sedef hiç konuşmadan sarıldı kocasına. Meğer ne çok zaman olmuştu böyle sarılmayalı. Ne çok uzaklaşmıştı kocasından. Elmanın yarısı diğer yarısını nasılda unutmuştu?

Kocası Sedef’in sarılmasına anlam veremedi ama içini bir sevinç kapladı. Sedef’i normale dönüyordu. Gülümseyerek kapattı gözlerini. Alıp Sedef’i içine koyarcasına sıkı sarıldı. Aşık olduğu kadın ona geri dönmüştü.

“Bugün yeniden doğuş” dedi kendi kendine. Sarıldıktan sonra Sedef elleriyle kocasının yanaklarını okşuyor bir yandan da söze nasıl gireceğini düşünüyordu. Kocası meraklı ve sevinçli bakışlarla onu bekliyordu.

“ Canımın parçası, yüreğimin en kör noktası, düşlerimin prensi, hayallerimin tek süsü… Biliyorum seni çok üzdüm. Çok kızdırdım. Kendimi değil seni cezalandırdım. Yaşadıklarımız senin suçunmuş gibi davrandım. Oysaki sen beni mutlu etmek için uğraştın her zaman. Bunu görmedi kör gözlerim. Hayatım bitmiş gibi davrandım. Seni umursamadım. 
Kendimi hatalarım için bedellendirirken en büyük hatamı yaptım. Seni bıraktım. Beni affetmen için bundan sonra her şeyi daha güzel yaşatmaya çalışacağım sana. Biliyorum artık eskisi gibi güzel değilim yüzümün yarısına baktığında güzeller güzeli Sedef’ini bulamayacaksın artık ama hareketlerimle eski Sedef’i bu yuvamıza geri döndüreceğim. İstersen doktora da giderim. İlaçlar kullanıp babama olan suçluluğumu da yenerim. Hareketlerimi düzeltirim. Nolur beni sevmekten vazgeçme bir tanem çirkinim, kötüyüm ama ben  seninim.”

Son kelimeler boğazında düğümlendi ve zor çıktı boğazından. Yine ağlama krizi gelmişti ama tuttu kendini artık ağlamak yok dedi içinden. Artık gülücükler vardı hayatlarında. Yeni ev yeni hayatını getirecekti Sedef’e.

Kocası Sedef’in sözlerini gözleri dolu dolu dinledi. Onun çaresiz mahcup üzgün bakışları yüreğini burktu. Sanki bir yaprağın üstündeki su damlası kadar masum, kırılgan ve bir çocuk kadar sevimliydi. Vazo kırdığı için annesinden özür dileyen bir daha yapmayacağını söyleyen yaramazlar gibiydi. Gülmek istedi Sedef yanlış anlar diye durdu. 

 Sedef’in konuşması bittikten sonra baktı bir süre, daha fazla tutamadı kendini Sedef’in sırtından kendine doğru çekerek gel buraya ufaklık aşkım benim yaramaz Sedef’im. Tamam vazoyu kırdın ama seni affediyorum :)

Sedef olanları anlamadı ama mutluydu uzun zamandır ilk kez gülüşüyorlardı… bunun tadını özlemişti :)


10 Değerli Düşünce:

destiny dedi ki...

temsili resimde Sedef ne de güzel sarılmış öyle
:-))))

kar tanesi dedi ki...

özledi yazık adamın ciğerlerini sökecek :)))

Hilal Akıncı dedi ki...

Tam haber vermek için geldim, yazınızın etkisi altında kaldım, benden önce davrandınız :) Yazı harika bu arada :)

kar tanesi dedi ki...

evet ben sana erken geldim demek ki :) teşekkür ederim canım bu bir serii hikaye geçmiş bölümlere de bakabilirsin kocaman sevgiler :)

Hilal Akıncı dedi ki...

evet evet biliyorum diğerlerini de okudum ve yayınlamaya da devam ediniz harika

kar tanesi dedi ki...

devam edecem zaten canım öpüyorum :)

tosbağanın dünyası dedi ki...

bayıldım bayıldım hergün bakıyorum yensi yazılmışmı diye

kar tanesi dedi ki...

bu kez biraz geciktirdim canım yaa kusuruma bakma :) iyi okumalar kocaman öpücükler :)

deeptone dedi ki...

hadi bakalıım herşey hoş gibi duruyor ama bu sedef napıcak ki.
:)

kar tanesi dedi ki...

Sedef'in eli dursa ayağı durmaz ayağı dursa dili durmaz bakalım yine ne yapacak :))

Yorum Gönder

Yorum Yapmak ister misin..?

 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review