17 Şubat 2013 Pazar

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-15-16

Kar'alayan Kübra yartaşı


Sedef yeni evine öyle çok alışmıştı ki sanki eski evi hiç olmamıştı hep burada yaşamışlardı.

Ev sahibi Nuray anneyi de çok seviyordu. O kadar iyi bir kadındı ki mahallede adı iyilik meleğiydi. Sedef’e her işinde yardım eder her üzüntüsüne ortak olur olmuştu.

Sedef’e kendi kızı gibi davranıyordu. Sedef bu durum karşısında ona anne demeyi abes görmüyordu. Kira işinde esneklik gösterip sıkıntılarında yardıma koşuyordu.

Sedef maddi durumlarının iyiye gitmesine seviniyordu. Kocası müdür olduktan sonra maaşı artmıştı ve patronu yangından çok etkilendikleri için ona 2 maaş ikramiye vermişti.

 Evde eksik eşyaları tamamlayıp hatta bir de kutlama yemeğine gitmişlerdi. Aslında o kutlama yemeği normalde olsa Sedef’i çok heyecanlandıran bir şey olurdu ama o gün çok sıkıntılıydı. Sebep belliydi.. Yanık yüzü…

Hiçbir kıyafet yakışmıyordu sanki. Eskiden çuval giyse kendine yakıştırırdı. Şimdi yüzünün yanık olması onu iyice çirkinleştiriyordu. Bir de kullandığı ilaçlar yüzünden bir hayli kilo almıştı. Evlendiğinde olduğu hali görenler şimdi görseler tanıyamazlardı. Kocasının onu beğenmeme ihtimali gün geçtikçe içini kemiren bir kurt oluyordu.

Yakın zamanda aldığı kırmızı elbiseyi siyah topuklu ayakkabılarıyla giyinince diğerlerine göre daha güzel hissetti kendini. Hem de özel bir geceye kırmızı bir elbise iyi giderdi. Kafasında kıyafetini tasarladıktan sonra saçlarına baktı. Ne kadar bakımsız duruyorlardı. Uçları kırılmış ve dip boyası geleli bir hayli zaman olmuştu.

Ufak bir düşünmeden sonra hemen kapüşonlu penyesini giyinip markete gitti. Marketteki herkes zaten biliyordu ama yoldan geçenlerin bakışları onu rahatsız etmeye yetiyor artıyordu.

Markette saç boyalarını incelemeye başlayan sedef orada yeni işe başlayan bir elemanın dikkatini çekmişti. Sedef boyalara, o ise Sedef’e bakıyordu. Aradan geçen 15 dakikanın nasıl geçtiğini anlayamadan Sedef’i inceleyen elemanın bakışlarını marketin müdürü fark edip yanına gitti.

“Hayırdır Serhat? İki saattir müşteriyi inceleyip duruyorsun. Tanıdığın mı? ”

“ Adı ne acaba ? Evli mi bekar mı? Ne kadar duru bir güzelliğe sahip, ırmaklar kadar temiz, gün ışığı kadar göz kamaştırıcı… Adın ne senin heykelleri kıskandıracak güzellik…”

“Sana diyorum Serhat ! Duymuyor musun beni ?”

“Hıh ?!! Efendim ? Şey müdürüm ben şeyy tamam evet ben fişleri düzenlemiştim de size getirecektim siz yoktunuz ben ondan şey yapamadım müdürüm özür dilerim ben :S”

“ Heyy sakin ol tamam dur ben sana fişleri sormadım. O kadın diyorum tanıdık mı? Neden ona bakıp duruyorsun?”

“ Şeyy yok hayır müdürüm tanımıyorum. Sadece dalmışım özür dilerim :( ben işimin başına döneyim en iyisi …”

Serhat’ın ardından müdürün içinden geçti…

“ Deli çocuk sanki ben anlamadım etkilendiğini… Ama o sevda çıkmaz sokak vazgeç evlat…”

Sedef her şeyden habersiz kendine en çok yakışacak rengi arıyordu. En son saçlarını kestane rengine boyamıştı ama bir değişiklik yapmaya karar verdi. Hiç denemediği bir renge gitti eli. Biraz tereddütle bekledikten sonra “Değişim iyidir” diyerek boyayı alıp kasaya yöneldi.

Eve gelir gelmez banyoda boyayı hazırlayıp Nuray annesini çağırdı. Onunda yardımıyla saçlarını boyadılar. Akşam için heyecan basmaya başlamıştı. Aslında bu heyecanın çoğu gerginlikti. O büyük yangından sonra ilk kez dışarda yemek yiyeceklerdi.

Saçlarını yıkayıp akşam için şekil verdikten sonra kıyafetini de giyindi ve kocasının gelmesini beklemeye başladı. Bekledikçe daha da geriliyordu. Evde otursa oturamıyor kalksa yine duramıyordu. Heyecandan ölecekti.

Nihayet kapı çalındı. Koşarak kapıyı açan Sedef’i görünce kocası yerine çivilendi. Sedef’i çok uzun zamandır bu kadar özenli ve güzel görüyordu. Ona belli etmese de kendine bakmaması eskisi gibi özenli olmaması pek de hoşuna gitmiyordu. Şimdi bu şekilde görünce adeta yeni baştan aşık oldu.

Sedef’in heyecanlı bakışlarını gülen iki göze çevirmek için hemen reveransa geçip onun güzelliği karşısında eridiğini belli etti. Sedef’in gülmesi üzerine karısına sarılıp yanağını öptü.

“Oyyy benim güzel karım sen ne kadar hoş olmuşsun böyleee. Ana kraliçem bu gece sizinle yemek yeme şerefine nail olabilir miyim?”

“Yaaa hayatım utandırma beniii. Bak kızaracam şimdi daha yeni makyaj yaptım bozma her şeyi :)”

“Ama bu güzellik karşısında benim suçum ne kıymetlim. Başımı döndürdün adeta.
 Gözlerim senin gibi güzellikten sonra başka hiçbir şeyi görmeye layık bulmayıp kör olacak :)”

“Biz kapının önünde aşk yaşamaya devam edersek yemek dönüşü dönecek bir evimiz olmayabilir hayatım hadi gir içeri :) Ben hazırım sen de üstünü değiştir hemen gidip gelelim bitsin şu gece ”

Sedef’in heyecanının gerginlikten olduğunu anlayan kocası bu konuda konuşmamaya karar verdi. Her şeyi akışına bırakacaktı. Zaman Sedef’i bu kadar iyileştirdiğine göre bundan sonra da daha çok düzeltebilirdi.

Evden çıkıp restoranda gittiklerinde her şey normal gidiyordu. Taa ki Hale adlı kişinin densiz konuşmalarına kadar.

Hale Sedef’in kocasının peşinde olan, ona karşı her zaman aşk besleyen çok alımlı, çekici ve maddi durumu iyi olan bir kadındı.

Hale Sedef’in sevdiğini elinden almasını uzun süre kendine yedirememişti. Kabullenmesi zor olmuş ama sonunda olmuştu.

Sedef bu meseleden haberdardı ama uzun zaman önce kapandığını sanıyordu. Kocası kaç kez açıklamıştı Hale ile aralarında bir şey olmadığını ama Hale tam da düğünden önce Sedef’e gelip Kocasının anlattıklarının tam tersini anlatmıştı. Evlilikleri boyunca onun adı geçmemişti. Mevzunun kapandığından emin olduğu için Sedef bu saçma konuyla kocasını huzursuz etmemişti.

Hale Sedef ve kocasını yemek yerken gördüğünde gülerek yanlarına gitti.

“ Aaaa Sedefcimm.. Bu ne tesadüf. Uzun zaman olmuştu görüşmedik. Gerçi ben sana selam gönderiyordum ama görmek bambaşka. Aaaa senin yüzüne ne oldu? Canımm yaa anlatmışlardı yangından mı kaldı yaa tühh neden ameliyat olup hemen düzelttirmedin ben olsam bu halde sokağa çıkamazdım. Sen de ki de iyi cesaret valla cicim…”

Sedef duydukları karşısında şok oldu. Başından aşağıya kaynar sular döküldü sanki. Ne yapacağını bilemedi. Gözlerine hücum eden yaşları akıtmamak için tuttu kendini. O kadının önünde ağlayıp kendini küçük düşürmek istemedi. Hızla yerinden kalkıp kapıya yöneldi.

Kocasının seslenmelerine tepki bile vermeden çıkıp hemen taksiye bindi. O anda çantasını 
 almadığını fark bile etmemişti. Taksinin içinde hüngür hüngür ağlayan Sedef’e şoförde acıyıp ondan para almamıştı. Sedef normalde olsa mahcup olurdu parasız bindiği için ama o an aklına bile gelmemişti.

Taksiciye teşekkür edip sonra direk eve girmişti. Ağlaması bitmiyordu. Neye ağladığını bile bilmeden sadece ağlıyordu.

Aradan yarım saat geçtikten sonra kocası eve geldi. Sedef’i ağlarken yatakta buldu. Koşup önüne oturdu. Karısını bu kadar içli içli ağlattığı için kızıyordu. Hem kendine hem de Hale’ye…

Açıklama yapmaya çalışmak şu an hiçbir işe yaramazdı. Suçu olsa da olmasa da şuan Sedef’in gözünde suçluydu. Sedef’in ağlaması içine dokundu. Sedef’e sarılıp ağlamaya başladı.

Sedef böyle bir hareket hiç beklemiyordu. Bir anda kalktı yerinden. Bağırmaya başladı. Ağlamaktan akan rimelli gözleri çok korkunç görünüyordu. Rujunu eliyle silmiş ve ağzını kenarları kıpkırmızı olmuştu.

Normalde Sedef’in bu haline bakıp ya gülünürdü ya da dalga geçilirdi ama şu an hiç de bunlar aklına gelmedi. Onun ne kadar dağıldığını gördü kocası yüzünde…

“ Sen ne kadar utanmaz bir adamsın bu hale gelmeme sebep olduktan sonra bir de gelip bana sarılıyorsun hiçbir suçun yokmuş gibi ağlıyorsun. Ben ne yaptım sana söylesene.

Neden bana yalan söyledin?

Hani kapanmıştı Hale konusu?

Madem aklında bitiremedin onu neden benimle evlisin ha söyle neden hazır bahanen de varken beni terk etmedin. Zaten beni ne yapacaksın ki sevip, hem kilolu hem çirkin hem hem hemmm…. Allah kahretsin.. !”

“Sedef yapma nolur.. :( yapma benim suçum yok yapma bize bunu yapma Allah aşkına dinle”

“ Ne dinleyecem seni yaa ne dinleyecem. Metresin hale dinlesin seni. Bir de hanımefendi beni beğenmiyor. Yüzüm yanıksa ona ne çirkinsem ona ne neden bana karışıyor. Zaten kocamı almış elimden bari gururumu bana bıraksaydı.”

“Sedeff… Sadece dinle nolur ben senin kocanım. Hale benim metresim falan değil.”

“Kesss bana açıklama yapma ben duyacağımı duydum göreceğimi gördüm. Yarın sana boşanma davası açacam.”

Sedef’in bu kadar kesin ve net konuşması kocasının gözünü korkuttu.

“Bu gece nasıl geçecek Allah’ım sen bir çıkış yolu göster bana nolur beni dinlemesine yardım et namusumdan şüphe ederse ben yaşayamam sen yardım et”

Kocasını yakarışlarını duysa da Sedef aldırış etmeden evde dört dönüyordu hem ağlıyor hem de kendi kendine söylenip duruyordu. O gece onların evinde sabah herkesinkinden çok daha geç gelmişti. Uyumadıkları için zaman geçmiyordu. Sedef sakinleşemiyor hatta gittikçe kinleniyordu.



2 Değerli Düşünce:

melek bahar dedi ki...

ne insanlar var yaa :(
hale gibileri maalesef çok :(
ama sedef eşine güvenmeliydi bence
sonuçta yangın olayı olduğundan beri eşinin onunla bu şekilde ilgilenmesi bence hale'nin söylediklerinin yalan olduğunu anlamasına yetmeliydi
ve o markette çalışan çocuk sedef denize düşünce yılana mı sarılacak yoksa mutlu mu olacak kar tanem?

kar tanesi dedi ki...

İşte meleğim süşünmeden hareket edince insan böyle haksızlıklar yapabiliyor. Hale gibi parasına ve güzelliğine güvenip herseyi elde edebilecegini sanan ahmaklar var. marketteki çocuktan ben bir atak bekliyorum bakalım artık :)

Yorum Gönder

Yorum Yapmak ister misin..?

 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review