30 Mart 2013 Cumartesi

ÇEKİLİŞİMİN SONUCU :)

Kar'alayan Kübra yartaşı 8 Değerli Düşünce

MERHABALARRR... 

SIKI BİR ÇALIŞMANIN ARDINDAN ÇEKİLİŞİN LİSTESİNİ ÇIKARMAYI BAŞARDIM. AKSAKLIKLARI SAYMAZSAK BEN ÇOK EĞLENDİM LİNKLERİ KONTROL EDERKEN. ÇOK FARKLI BLOGLAR KEŞFETTİM. ARTIK OKUYACAK DAHA ÇOK BLOGUM OLDU. SİZLERİ SEVİYORUM. LAFI FAZLA UZATMAYA GEREK YOK SANIRIM. ZATEN KATILANLAR HEYECAN İÇİNDE BEKLİYORLARDIR.

random.org ARACILIĞIYLA KURAYI HİLESİZ BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRDİM. LİSTEMDEKİ 16. KİŞİ KAZANMIŞ BULUNMAKTADIR. KENDİSİ efsane78 BLOGUNUN SAHİBESİ


ONU BURDAN KUTLUYORUM. GÜZEL GÜNLERDE KULLANSIN. ATTIĞIM MAİLE YARIN SAAT 15.00 A KADAR CEVAP VERMEZSE TEKRAR BİR KURA ÇEKECEĞİM.  

KATILAN HERKESE BURADAN TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM. RABB'İM AKLINIZDAN GEÇENİ HAKKINIZDA HAYIRLI KILSIN İNŞALLAH. :)


ÇEKİLİŞE KATILIM BİTTİİ :)

Kar'alayan Kübra yartaşı 0 Değerli Düşünce

Herkese güneşli bir cumartesi gününden merhaba :)
Bugün ben çifte mutluluk yaşıyorum. Hafta sonu tatili  için bir aydır görmediğim ailemin yanına geldim. Evimi çok özlemişim ve bunun üzerine bir de bir aylık bir süreçten sonra çekilişim bugün bitti. 

Katılan herkese şimdiden bol şans dilerim ve sonsuz teşekkürlerimi sunarım. 

Bugün linkleri kontrol edip tek bir liste çıkaracağım. Ama evde olduğum için annemin beni bilgisayarın başından kaldırma çabaları işe yararsa kazananı duyurma işlemim biraz gecikebilir. Böyle bir gecikme olursa affınıza sığınıyorum. Kısa bir veda edip gidiyorum. Mutlulukla kalın :) 

KARTANESİNDEN KOCAMAN SEVGİLER...

26 Mart 2013 Salı

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-23

Kar'alayan Kübra yartaşı 4 Değerli Düşünce


Sedef o gece uyumakta zorlandı ama sabaha da tam ters bir şekilde bir o kadar zinde uyandı. İçindeki kıpırtı onu hiç olmadığı kadar sağlıklı hissettiriyordu. 

Uyandığında kocası evde yoktu. Yüzünü yıkayıp televizyondan neşeli bir şarkı açtı. Hem klibine bakarak dans ediyor hem de odada olmadığında neşeyle şarkıya eşlik ediyordu. 

Kendine kahvaltı hazırlayıp bahçede güzel çiçekler ve kuş sesleri arasında taze demlediği çayını yudumladı. Onun bağıra bağıra şarkı söylemesi üst komşusu Nuray teyzenin de dikkatini çekmişti.


Nuray teyzesi sabahları emekli olan eşini alışkanlığı olduğu şekilde erkenden kahvaltı yaptırıp dışarı uğurlardı. Kocası akşama kadar kahvede parklarda ya da ahbaplarının yanında dolanırdı. Akşama kadar kadın evde tek başına oturup hava güzelse de bahçe de vakit geçirirdi. 

Sedef’in bu neşesini  merak edip iki lafın belini kırarız düşüncesiyle aşağıya indi. Sedef zaten masaya bir bardak fazla koyardı her zaman artık alışmıştı Nuray teyzesinin çat kapı masasına konuk olmasına. 

Sedef aslında sevmezdi insanların izinsiz bir şekilde kişisel yaşamına dahil olmasını ama yaşlı kadına bir şey diyemiyordu.

 Ona da bir bardak çay doldurdu başladılar havadan sudan konuşmaya. Sedef bir süre sonra aslında konunun nereye geleceğini biliyordu ama yine de Nuray’ın konuya girmesini bekledi. Çok geçmeden o da dayanamadı. “ Sedef kızım hayırdır bu sabah ne bu neşe güzel bir haber mi aldın? Kız yoksa cennetten müjde mi geldi :)”

Kısa bir gülüşmenin ardından Sedef içini çekti konuşmaya başladı.

  “Nuray annem hayat ne garip değil mi? Bir gün ağlayarak kendini kahreden birisi ertesi gün hayata bebek gibi uyanıyor, tüm olumsuzlukları unutmuş yada hiçbir zaman o kötü şeyler olmamış gibi… 

Ben de bir süredir hayatıma haksızlık ettiğimi kendimi yıprattığımı fark ettim bugün yeni bir başlangıç yaptım gülerek uyandım. Başka da bir şey yok keşke dediğin gibi cennetten müjde gelse :)”


“Allah insana kaldıramayacağı yükü yüklemez kızım demek ki sende o çektiğin sıkıntıları taşıyabilecek sabır varmış ki Allah sana vermiş şimdi de imtihanın bitmiş almış o sıkıntıyı yerine neşe vermiş. İnşallah bu gülümsemen hiç eksilmez. Kocan da sen de çok güzel şeyleri hak ediyorsunuz hep böyle gülün kızım.”


Nuray’ın aniden konuya Sedef’in kocasını dahil etmesi Sedef’in canını sıktı. Yüzü düştü. Bu anda onu hatırlamak ona iyi gelmemişti. Başka birini düşünüp mutlu olmaya kendini odakladı. Aklına Serhat geldi kalbi pır pır etti. Mutluluk kalbinden damarlarıyla tüm vücuduna yayıldı. Yüzüne iliştirdiği gülümsemesiyle konuşmaya devam etti.


“Nuray anne sen görmüş geçirmiş birisin. Sana aklıma takılan bir soruyu sormak istiyorum. Sen de biliyorsun ben bir kaza geçirdim. Ondan önce çok güzel alımlı ve dikkat çekici bir kadındım. Ama şimdi hem yüzüm yaralı hem kendime bakmıyorum saldım kendimi bakımsız ve itici bir kadın oldum. Kendimi iyi hissetmem için yüzümdeki illetten kurtulmam gerekiyor. Ben böyle hissediyorum. Eğer önüme bir fırsat çıkarsa ve ben ameliyat olsam kurtulsam bu yaradan bu estetiğe girer mi? Bana günah yazılır mı ?”


“Ben sizin gibi çok okumadım bilmem kızım ama sağlığın söz konusu olunca sanırım olmaz bir şey. Ama sen bu konuyu iyice bir araştır ki için rahat olsun. Şüphe kurtları kemirmesin içini.”

Sedef’in gülümsemesi büyüdü. Aklında Serhat’ın konuşacaklarını tahmin etmeye çalıştı. Aslında Nuray ile konuşuyordu ama aklı tamamen orada değildi. Kahvaltı ve edilen sohbetin ardından Sedef masayı topladı hazırlanmaya başladı gidip Serhat’ı görmek için heyecanlanıyordu. 

Ona yakıştığını düşündüğü birkaç kıyafet denemesi ardından makyaj yaptı evden çıkmak için hazırdı. Hem heyecandan hem de yakalanma korkusundan bacakları titriyordu. 

Yavaş adımlarla parka doğru gitti. Yolda kendini rahatlatmak için kendi kendine konuşuyordu. Karşıda bekleyen Serhat’ı görene kadar bu sakinleşme işini başardığını düşünüyordu ama yanıldı heyecandan bayılabilirdi.


Serhat Sedef’in geleceğine emindi ama gelmeme ihtimali onu korkutuyordu. Korktuğu olmamıştı ve Sedef’i ona doğru yürüyordu. Koşup ona deli gibi sarılmak istedi ama maalesef ortam ve şartlar buna uygun değildi.

“Merhaba Serhat”

“Hoş geldin Sedef, gelmen beni çok mutlu etti gelmeyeceksin diye korkuyordum.”

“Benimle ne konuşacağını merak ediyorum o yüzden geldim. Konuya girer misin bir an önce”

“Peki sırf meraktan dolayı gelmen bile benim için güzel bir şey demek ki beni önemsiyorsun aynı söyleyeceklerimi önemsediğin gibi…”

“Hadi Serhat konuya gir.”

“ Tamam Sedef’im kızma. Sana duygularımı zaten yeterince açıkladım. Eğer bana karşı bir adım atarsan sana bu yaşattığım heyecanın yüz katını bin katını yaşatırım. Şu an benim değilsin ama benim olursan her şekilde mutluluğun için uğraşırım. Sana iki şey vadediyorum demiştim. Bunlardan birini bile kabul etmen ikisini birden kabul etmen anlamına gelir en başında bunu söyleyeyim tamam mı?”

“ Nasıl yani?”


“Yani şöyle sadece yüzündeki yara için beni kullanamazsın eğer o teklifimi kabul edersen diğerini de etmiş olacaksın ve benim olacaksın kocana boşanma davası açacaksın.”

“Sen çok adî birisin Serhat!! Kendi arzuların için benim zaaflarımı kullanmaya çalışıyorsun”

“Hayır asla öyle değil sadece kullanılıp kenara atılmak istemiyorum. Kendin seç Sedef’im ya şu an ki mutsuz hayatın, ya da ameliyat ve ardından benimle yeni bir evlilik mutlu bir yaşam…Sen seç hayatım.”

Serhat’ın bu söyledikleri Sedef’in başından kaynar sular dökmüştü. Sesini bile çıkaramadan kalkıp yürüdü. Serhat da ardından baktı oda bir şey yapmaya gerek görmedi. Kendi kendine mırıldandı.

“Nasılsa bana geleceksin şimdi git Sedef’im…”

24 Mart 2013 Pazar

Kar'alayan Kübra yartaşı 1 Değerli Düşünce
Çekilişe son 5 gün kaldı kahveler hazır mıııı ????  
               

18 Mart 2013 Pazartesi

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-22

Kar'alayan Kübra yartaşı 15 Değerli Düşünce


“ Sedef’im… 
Sana Sedef’im demek bana o kadar mutluluk veriyor ki.. Benimmişsin gibi geliyor… Aslında benimsin sen her ne kadar şartlar öyle göstermese de sen benim olmalısın ve öylesin.


Sedef’im.. Saatlerce adını tekrarlayarak oturmak bile Dünya’nın en güzel şeyi. Sen varsın ya bu dünyada başka bir şeye ihtiyaç kalmamış. Ben ne kadar şanslıyım ki seni buldum ama ben ne kadar şanssızım ki seni geç buldum…

 Bir tanem Her şeyim… Bana kızma sana böyle dediğim için kalp bu laf dinlemiyor. Sende bilirsin meleğim. Senin de bana kapıldığını biliyorum. Aramızda kocaman bir sır var. Bu sır bir gün gerçeğe dönüşecek. Bunları nereden biliyorsun deme seven adam ne bilmez ki.. 

Sevdiğim, ömrüm… Beni her ne kadar reddetsen de senin de bazı şeylere aç olduğunu biliyorum. Ben seni senden daha iyi tanıyorum. Korkma bir tanem sakın korkma. Serhat ve Sedef bir gün SEN VE BEN  den BİZ e dönüşecek…

 Bekle Sedef’im…

Sana hayatında kurtulmak istediğin iki şeyden kurtulmayı vaad ediyorum. Biri evciliğe dönen evliliğin diğeri de saf güzelliğine gölge düşüremeyecek kadar önemsiz ama senin sevmediğin yara izin. 

Eğer yarın öğlen parka gelirsen konuşalım bunları seni bekleyeceğim… 

Seni her şeyden çok seviyorum ve benim olmanı istiyorum…
Serhat”

Sedef o gün boyunca yüzünde manasız bir gülümsemeyle dolaştı. Sanki her şey çok güzelmiş gibi hissediyordu. İş yaparken söylenmeyip hobisi evi temizlemek olan kadınlar gibi çok mutluydu. Normal şartlarda böyle bir mektup bir kadının evlilik hayatını riske atardı ama onun aynı Serhat’ın da dediği gibi bir evlilik hayatı değil evcilik hayatı vardı.

Aylar önce kocasını aldatmakla suçlayıp evliliği bu hale getiren de oydu şu an kocasına ihanet hissetmeyen de… 

Serhat’ın büyülü sözlerine kapılmıştı. Her ne kadar yüz vermese de kendini çirkin ve itici hissederken bir erkek tarafından beğenilmek onun ruhunu okşuyordu.

Aklında tek soru işareti vardı.

 “ Yarın gitmeli miyim? Gitsem ya beni kandırıyorsa hemen tuzağına düşmüş olacağım. Ama gitmezsem de içim içimi yiyecek. Hem yüzümdeki yaradan kurtulacağımı söylemiş demek ki bunu bir çaresi varmış. Bu benim hakkım değil mi diğer kadınlar gibi hoş olmak benimde hakkım. 
Evet evet kararımı verdim sadece o çareyi öğrenip sonrada ayrılacağım yanından. Onu sevdiğimi düşünmemeli. Tamam aslında hoş çocuk ama yine de bilmemeli. Sağlıklı olan bu. Hem de madem o kadar seviyor bakalım ne kadar koşacak peşimde. Evet yarın gidip ona pas vermezsem denemiş olurum niyetindeki ciddiliği.”


Kendini kandırmaya çalışırken sesli konuştuğunu fark etmedi ve aynı zamanda bahçede olduğunu da…

Arkasında oturan ev sahibi Nuray annesi Sedef’in kendi kendine konuşmasını dinleyip sessizce gülümsüyordu. 

Sedef açıklama yapmak istedi ama sonra konuşmazsa daha hayırlı olacağına karar verip sadece selam verdi ve eve girdi. 

Ertesi günü iple çekiyordu. Bugün kocasının umursamazca tavırları bile batmıyordu Sedef’e. 

Yarın güzel bir başlangıç olacaktı yüzü için…

17 Mart 2013 Pazar

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-21

Kar'alayan Kübra yartaşı 10 Değerli Düşünce


En son Sedef kocasıyla yemeğe gittiğinde yaşanan olaylardan sonra birbirlerine karşı hiç alttan almıyorlardı. 

Sedef’in kocasını dinlemeyip onu aldatmakla suçlaması ilk zamanlar kocasında açıklama yapma çabasına neden oldu ama baktı ki olmuyor oda en sonunda vazgeçip Sedef’in davrandığı gibi umursamaz oldu. 

Karı kocadan çok ev arkadaşı olmuşlardı. Evlilik rolü yapıp birbirleriyle olmaktan mutlu olmuyorlardı. 

Sedef evin içinde üzerine düşen görevleri yapıp başka da bir şeye karışmıyordu. Aslında bunlara sebep olan onun dik başlı olup kocasına açıklama yaptırmayışıydı ama Sedef bu olanların neden olarak kocasının artık Sedef’i sevmediğini gösteriyordu.

“ Tabii artık ben güzel değilim ki neden beni seveceksin ki? Yanına yakıştıramıyorsun. Artık iş yerinde de yükseldin beni ne yapacaksın başka güzel kadın bul sen"


Sedef hem mutfakta yemek yapıyor hem de dün kocasının eve gelip direk ve sadece yemeği sormasına söyleniyordu. Son zamanlarda kocasına çok kızıyordu. Hatta bazen o yangında ölmeyi istediği oluyordu. Hem söylenip hem de kepçeyi, kaşığı oraya buraya vura vura iş yapıyordu ki aklına Serhat geldi. 


Bir an da tüm siniri yatıştı. Mektup çantada duruyordu. Gidip tekrar tekrar okudu. 

Aslında çok duygusal biriydi Serhat hem de yakışıklıydı. Kocasının ilk zamanlarda davranışı gibi davranmıştı Sedef’e. Bu durum ilgi yoksunu Sedef’in hoşuna gitmiş ve onu Serhat’a itmişti. 


Evli olması her şeye engeldi. Ama Serhat’ı görmesine değil… 

Acele verilmiş bir kararla hemen odasına koşup ona yakışan bir kıyafet seçmeye çalıştı. İlk kez market için bu kadar uzun sürede hazırlanmıştı. Heyecan sardı bedenini. Biraz daha evde durursa bacakları gitmesine izin vermeyecek ve olduğu yere yığılacaktı. 

Evden koşar adımlarla çıktı ama markete yakınlaştıkça yavaşladı. Kimsenin koşa koşa markete geldiğini görmesini istemedi. İçeri girip her zaman ki doğallığını takındı. Raflar arasında evde olmayan bir şey arıyormuş rolüne girip dolaşmaya başladı. 

Gözleri sadece ürünleri değil çalışanları da tarıyordu. Şarküteri reyonunun önünden geçerken bir ses duydu. 

Arkasına dönüp bakınca seslenenin Serhat olduğunu gördü. Güya umurumda değilsin havasında “ Buyrun Serhat bey bir şey mi var?” dedi.

“ Buraya beni görmeye mi geldin?”


“Ne alakası var ya ben her zaman evime alışverişe buraya gelirim.”


“İçeri girdiğinden beri gözüm üstünde eh hatta girmeden önce gördüm de diyebilirim. Neden koşarak geldin?”

“Misafirim var acele bir şeyler almalıyım”


“ Misafirin varsa neden markette yavaş yavaş dolaşıyorsun ne aradığını bilmeden?”


“Sen beni mi takip ettin?”


“Ben senin yollarını gözlemekten kör oldum, mecnun oldum çöllere düştüm. Söyle hadi benim için mi geldin?”


“Hayır dedim ya sana. Kendini bu kadar önemseme”


“Tamam Sedef.”


“İyi günler.”


Serhat az daha unutacaktı. Sedef’in ardından bakarken birden aklına geldi.


“Sedef hanım bunu düşürdünüz burda”

Sedef’e bir zarf daha uzatıp hızlı adımlarla uzaklaştı. Amacı Sedef’in almama ihtimalini ortadan kaldırmaktı.

Sedef ne olduğunu anlamadan elinde bir zarfla kalakaldı marketin ortasında. Bir ekmek alıp eve gidip hemen mektubu okumak istiyordu. Aynen de öyle yaptı. Eve girer girmez çantadan zarfı çıkardı. Yatağa oturup okumaya başladı.

 Bitirdiğinde kollarını kocaman açarak yatağa sırt üstü uzandı. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

 O an gerçekten mutluydu…



15 Mart 2013 Cuma

Çekilişleeerrrr

Kar'alayan Kübra yartaşı 0 Değerli Düşünce
Melo kuzusu blogunun doğum günü için hediye almak yerine hediye armağan ediyor:)) İşte melonun blogu :) 

http://melodram-blog.blogspot.com/2013/03/melodram-dogum-gunu-cekilisi-happy-box.html

-----------------------------------------------------------

Bu arada benim çekilişin zamanı hala geçmedi katılabilirsiniz işte buradan buyrunuz => http://www.atlamakulesi.blogspot.com/2013/02/ilk-cekilisimmm.html :)

Ablalık Gururu-2

Kar'alayan Kübra yartaşı 4 Değerli Düşünce

Kardeş edindiğim dünya tatlısı ufaklıktan mektup geldi. Aslında daha erken gelmeliydi ama araya sömestr girince gönderdiğim paketi alamamış. 

Bu ufaklık her mektubunda beni şaşırtmayı başarıyor. Bu seferde be ona hangi rengi sevdiğini sormuştum. Bana verdiği cevap aynen şöyle: "Abla sen bana hangi rengi seviyorsun demiştin ya ben kırmızı rengi seviyorum. Çünkü üzerinde şehitlerin kanını taşıyor." 
Bir çocuktan ben hiç böyle bir cevap beklemezdim. O gerçekten çok akıllı ve duyarlı bir kız.

Görmeden sevdiğim ikinci insan olma özelliğini taşıyor. Birincisi tabii ki meleğim :) Ve işte ona göndereceğim yeni paketi hazırladım bile :)


Sizde kardeş edinmek ister misiniz? 

*********

Cevabınız evetse lütfen TIK TIK

Tiyatro- FENERBAHÇE AŞKI- Yoldan çıkmış kartanesi

Kar'alayan Kübra yartaşı 4 Değerli Düşünce





Şu anda tüm hanımefendi çizgimden kaymış bir şekilde Fenerbahçe-Plzen maçı sonrasından bildiriyorum.

20 yılın yaklaşık 15 yılında Fenerbahçeliysem ve her yıl benden 5 yıl ömür götürürse aslında ben 20 değil en az 75 yaşındayım. Size bugünkü maçtan bahsedeyim:

Zaten 2 gün önceki GS maçından beri sabırsızlıkla bu maçı bekliyordum. Sabahtan okulda stajımda sorun çıkaran hocaya çemkirdim. Sınıfın önünde bana bağırmaya başladı bende dayanamadım ona bağırdım. umarım dersten bırakmaz yoksa bir sene uzayacak okulum.

Neyse zaten benim sinirlerim bu derece tepemde halay çekerken önceden en yakın arkadaşımla planladığımız pasta ve yemek malzemeleri fuarı gezme işi kaldı.  Ablamın arayıp hava çok güzel çıkalım dışarı demesine kadar yurtta odada pinekledim ve sinir düzeyimi kontrol altına aldım. Manevi kardeş edindiğim çocuktan 2. mektup da geldi bu arada onuda yayınlayacam. Hazır dışarı çıkmışken Kızılaydan ona bir şeyler alıp paket hazırlamak istedim. onun için alışveriş yaptıktan sonra mükemmel bir mekanda tıka basa doyana kadar yemek yedim. Halbuki kibar kibar ve az yemem lazımdı ama dedim ya hanımefendi çizgimden kaydım bugün.

Her neyse o yemeğin lezzetinden ve yanında gelen 7-8 çeşit mezeden bahsetmiyorum bile.. Hele en son ikram olarak her masaya verilen semaver çayın lafını bile etmeyecem :)))

Yemekten sonra tekrar bahçeliye geldik ablamın eşyalarını benim yurttan aldıktan sonra onu gölbaşı dolmuşlarına bindirmek için anayola çıktık. 20 dk kalmıştı maça. İçimiz içimizi yiyor nasıl yetişecez diye ama bir yandan da o saatte ablamı yalnız bırakamazdık.

Umutsuzluk tavan yapmışken geldi dolmuş. Maça 5 dk kalmıştı. Öyle bir koştuk ki arkadaşım ve ben birisi bizi görse peşimize sapık, katil, manyak biri takıldı ve canımızı almadan rahatlamayacak sanardı. Maraton koşmamız bize yetmedi hatta ikimizinde kalp hastası olmasından ötürü zararı bile oldu. Saatler oldu ama nefesimiz henüz düzene girmedi. maçın 56.saniyesine yetiştik.

 İzlemeye başladık ilk yarının sonuna kadar sıkıcı ilerledi ama sonra esas kısım başladı bol küfürlü, bağrışmalı, hakaretli, arada bir sevinç çığlıklı sağlama yakın bir maç oldu. Tüm sinirimi boşalttım diyebilirim. Son dakikalar ise ömrümden ömür aldı götürdü. Maç bittiğinde yorulduğumu hissettim kalkamadım yerimden...

Ben sana kızsam da senden vazgeçilmez kanarya.. Avrupada iki Türk takımı olarak ilerliyoruz helal bize. Yolunuz açık olsun aslanlar ve kanaryalar...( yıllar önce survivor vardı aynı bu isimde onu hatırladım. haa bu arada bu sene survivorda Dağhan Külegeç var yani izlenirrrrr :) )

Aaa bir de dün tiyatroya gittim. Dar Ayakkabıyla Yaşamak oyununu izledim. İşçilerin açlık grevinden para kazanmaya çalışan medyayı konu alan bir oyundu. Sol düşünceler hakimdi. İnsanın ufkunun açılması için sağ sol ayırmamalı hepsini izlemeli bence gayet hoştu ben sevdim tavsiye ederim. Oyun sonunda da Özgün Çoban ile tanıştık. Oda gayet sempatikti :) Herkese hayırlı geceler efendim :)



13 Mart 2013 Çarşamba

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-20

Kar'alayan Kübra yartaşı 6 Değerli Düşünce


Sedef kapısının önünde zarfı gördüğünde önce anlamadı hatta pek umursamadı. Alıp kenara koydu. Evde bir sürü iş yine Sedef’i bekliyordu. Evi toparlayıp yemek yaptıktan sonra çay demledi son zamanlarda yaptığı en keyifli iş yorgunluğun ardından tek başına içtiği kahve veya çaydı… 

Kış bitmiş bahar gelmişti. Güzel havalarda insanın içeride durası gelmiyordu. Ama Sedef dışarıdaki bakışlarda rahatsızlık içinde durmak yerine evinde mutlu olmayı tercih ediyordu. Çayından birkaç yudum aldıktan sonra aklına sehpanın üstünde duran zarf geldi. Yerinden kalkmadan uzanıp zarfı aldı. Kenarından yırtarak açtı. Okumaya başladı. 

Her satırda daha da şaşırıyordu. Mektup bittiğinde donuk gözlerle karşıya baktı.
“ Nasıl olur ben bu halimle bir insanı nasıl bu kadar etkilerim. Kocam bile artık benden kaçarken nasıl başka bir erkek bana yakın olmak için çırpınır.”

Bir yanan yazılanlara inanamıyordu etkilenmişti diğer yandan da bu işin sonu yok ben evliyim diye kendine hatırlatıyordu.

“Şimdi ne yapmalıyım? Kocam bunu bilmeli mi yoksa duysa da umursamaz mı? Amaaan o beni artık sevmiyor bile neden umursasın ki“

Evin içinde dört dönüyordu. Ne yapması gerektiğini bilemeden boş boş bakıyordu etrafa. Yüreğinde bir ağırlık bu işten nasıl çıkacağını düşünüyordu. Hazırlanıp markete gitmeye karar verdi. Hızlı adımlarla evden çıktı. Zaten yakın olan markete normalden daha kısa bir süre içinde varmıştı. İçeri girince Serhat’ı aradı gözleri. Birine de sormak istemiyordu.

 Hiçbir şey yokmuş gibi markette dolaşmaya başladı. Raflar arasında gezerken işine dalmış olan Serhat’ı gördü. Elindeki zarfı Serhat’a uzatan Sedef onun tepkisini merak ediyordu. Serhat hiç beklemediği bir anda Sedef ile karşılaştı. Heyecanından oracıkta bayılacaktı.

“ Serhat bey biraz konuşabilir miyiz? “

“Şeyy olur ama mesai sırasında konuşamam maalesef yasak…”

“ O zaman patronunuzdan izin alır mısınız?”

“ Peki gidiyorum şansımı denemeye…”

Serhat Sedef’in yanından uzaklaşırken dizlerinin bağı çözüldü yere yığılıp kalacak gibi hissetti. Müdürüne acil bir durum olduğunu bunun telafisini mutlaka yapacağını söyleyerek izin istedi. Müdürü en başta izin vermeye yanaşmasa da acil durum dediği için izin verdi.

 Serhat Sedef’in yanına dönüp izin aldığını ama marketten beraber çıkmasalar daha iyi olacağını söyledi. Sedef bunun üzerine marketten çıkıp hemen önündeki parkta beklemeye başladı. Serhat biraz sonra yanında belirdi. Daha rahat konuşabilecekleri bir banka oturup konuşmaya başladılar.


“ Size daha öncede söyledim Serhat bey ben evliyim ve sizin mektubunuzu kocamda bulabilirdi. Şansınız varmış ki ben gördüm ondan önce. İçinde yazdıklarınıza saygı duyuyorum içtenlikle yazmışsınız ama benim sizin için yapabileceğim bir şey yok. Bunu anlamanız ve benim çevremden uzaklaşmanız gerekiyor. Şu an burada konuşmamız bile hiç uygun değil ama insanlığınıza ve duygularınıza saygımdan sizinle konuşmak istedim. Lütfen vazgeçin…”

Sedef’in ağzından bu cümleler çıkarken yüreğinden de “ nolur vazgeçme beni ben bile sevmezken sen sevdin… beni sevmekten vazgeçme…” diyordu.

“ Sen bana Serhat bey diyorsun ama benden sana Sedef hanım dememi bekleme, ben sana siz de diyemem. O kadar içimdesin ki ben seni ötekileştiremem yabancılaştıramam. Evli olman bir an aklımdan çıkmıyor. Keşke zamanı geri alsak ve ben çıksam ilk karşına. Senden o kadar etkilendim ki aklımdan çıkaramıyorum. Adın rüyalarımda suretin hep sağ omzumda…senden vazgeçmemi bekleme benden …”

“ Ben size ne desem boş ne yaparsanız yapın tamam ama evliliğimi sarsacak bir şey yapmayın. İyi günler Serhat bey. “

Sedef kalkıp evine doğru yürümeye başladı. Gözleri dolu dolu yürürken arkasından bir ses geldi. Parkta bir sürü insan vardı ama bu sesi tanıdı.

“ SEDEFİM SENDEN ASLA VAZGEÇMEM BANA UFACIK BİR ÜMİT VER ÖMRÜMÜ AYAKLARININ ALTINA SEREYİM. SENİ ÇOK SEVİYORUM…”

“Sedef zaten ağlamaya yer arıyordu. Bu sözler iyice yüreğine işledi. Herkes onlara bakıyordu. Koşarak evine gitti. Daha kocası işten gelmemişti. O gelene kadar ılık bir duş alıp kendine gelmeliydi. 

Duşta bile aklında o sözler vardı. Kendi kendine tekrar edip duruyordu. “ sedefim seni çok seviyorum..” bu sözleri duymayalı ne kadar çok zaman olmuştu. Ne de çok özlemişti… duştan çıkıp üstünü giyerken kocası eve gelmiş ve odaya girmişti. 

Evliliklerinin ilk zamanları olsa hemen Sedef’e yanaşıp omzundan öperek Sedef’im benim inci tanem ne kadar güzelsin derdi ama şimdi kocası odaya girip
“Yemek var mı evde yoksa arkadaşlarla dışarda yiyeceğim” dedi.

Daha kocasına cevap vermeden aklından şunlar geçti. Bir yanda güya kocam ama laflara bak diğer yanda da bana yedi kat yabancı ama sözlerine bak…

“ Evet çorba ve tavuk var hazırlarım birazdan sofrayı…”

11 Mart 2013 Pazartesi

Kar'alayan Kübra yartaşı 4 Değerli Düşünce
ÇEKİLİŞ İÇİN HÂLÂ ZAMAN VAR  :) 
TIK TIK !!


10 Mart 2013 Pazar

Anime çizimi, Keçeden anahtarlık

Kar'alayan Kübra yartaşı 18 Değerli Düşünce
O kadar maymun iştahlıyımdır ki her işe bulaşırım. Tatilde keçeden anahtarlık yaptım. 

Pasta, börek kurabiye, şeker hamuru yaptım( gıda boyası kullanmadan), örgü yaptım ve son merak saldığım şey ise resim.

Az önce bloglarda dolaşırken birinin çizimlerini inceleme fırsatım oldu ve bir heves doldu içime gecenin bu saatinde hiç üşenmeden başladım çizmeye. 

Çizerken aklıma bal köpüğüm geldi onun sevdiği animelerden yapayım bari dedim ve ortaya bir resim çıktı. Bunu sizinle de paylaşmak istedim. Yarım saatten az bir sürede çizdim ve ilk çizimimdir. 

Bence ilk çalışma için oldukça başarılıyım :)

bakınız bu ilk hali...


Sonra üzerinde oynadım photoscape ve picasa yardımıyla...Oda şu hale geldi....


Ve en son renklendirirsem daha hoş duracağına kanaat getirip renk kattım çizimime :)



bakınız şunlarda tatilde yaptığım keçeden anahtarlıklar :)


--------------------------------------------------------


--------------------------------------------------------------------


---------------------------------------------------------------------


------------------------------------------------------------------


BU KADAAARRRRR :) 

ALLAHa emanet olun :)

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-19

Kar'alayan Kübra yartaşı 5 Değerli Düşünce

“ Sedef,

Sen bana konuşma fırsatı vermedin sen bir şeyi istemezsen ben yapmam zaten emret yeter ama sen bana konuşma dedin yazma demedin o yüzden sana en iyi bu şekilde anlatabilirim derdimi. 


İstersen okumadan yırt at çöpe fark etmez ben yılmam. Nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum en iyisi ben bodoslama gireyim konuya…


SEN DÜNYADA YAŞAMIŞ YAŞAYACAK KADINLARIN EN GÜZELİSİN…

Seni gördüğüm günden beri aklıma başka kimseyi sokamıyorum. Seni gördüğüm an zamanın durduğunu dünyanın dönmediğini hissettim. O an benim için sonsuzlaştı oysa ki senin için sıradan bir andı. 


Benim gözlerim körmüş renkleri ben sende gördüm dünyam karanlıkmış. Bir elma kurdu için dünya o elmadan ibaretse ben seninle o dünyadan sıyrılıp esas güzellikleri fark ettim. 


Benim mükemmel bildiklerim paçavraymış. Benim güzel gördüklerim aslında çirkinmiş.


Sen günüme doğduktan sonra ben doğdum bu dünyaya…
Bakışların yüreğimde fırtınalar koparırken sesin bana huzuru yaşatıyor… saf, tertemiz güzelliğin bana cenneti vaad ederken sözlerin kalbimde cehennem ateşleri yaktı…


Evli olduğunu bilerek sana bu duyguları anlatmam dünyanın en aptalca şeyi biliyorum ama bende bu dünyada senin aşkınla aptallaşan bir kulum zaten…


Bana ait olmayacaksın ama ben bunları sana söylemezsem ruhum bu bedende sıkışır kalır. Ben kimseye sana tutulduğum kadar tutulmadım. Kimseyi sevmedim senin kadar Sedef..


Suretin rüyalarımda rol alırken adını odama ezberlettim. Evimde her eşyam bilir bir kadın var ki inci tanesi… Sedef güzeli…


Senden hiçbir şey beklemiyorum. Duygularımı bilmen yeter. Ben sana çok aşık oldum. Ağzıma sürülen bir parmak bal kadarsın. Bitmesini istemediğim ve bittiği andan itibaren hasretini çektiğim… 


Tadını aldım aşkın unutamayacağım bu duyguların sebebi olduğun için sana sonsuz minnettarım…


 Dünyanın en güzel kadını hep tertemiz kal…
                                                             
                                                                  Serhat”

9 Mart 2013 Cumartesi

En şizofren-6

Kar'alayan Kübra yartaşı 4 Değerli Düşünce
Yine anlam veremediğim rüyalar...

Rüya içinde rüyayı yaşadım bugün.. Rüyamda uyudum Rüya gördüm. Bir arabada gidiyordum. Kucağımda da bebeğim vardı evliymişim ve 20 günlük bir kızım varmış. hava bulanık ve etraf sessizdi. 

Bir anda araba bir yere çarptı ve takla atmaya başladı. kucağımdaki bebeğim kollarımdan fırladı bir anda yok oldu. bende ezildim arabanın altında ve öldüm. 

Sonra uyandım ve bunu anneme anlattım. Meğer benim gerçekten bebeğim varmış ama hala üniversite öğrencisiymişim ve okul başlayacakmış onun için yola çıkacakmışım. annem yolda yersin diye bir sürü şey hazırlamış ve beni tembihliyor yolda kendine dikkat et diye. Bineceğim araba rüyamda kaza yaptığım arabaymış. rüyamı anlatmıyorum ama onlara bebeğimi bırakmak istiyorum ben öleceğim bari o ölmesin diye. 

onlar benim öleceğimi bilmiyormuş o yüzden bebeği annesinden ayırmak olmaz al kızını da yurtta bakarsın işte diyorlar. Anneme ablama babama defalarca sarıldım helallik istedim. 

Belki bir daha görüşemeyiz dedim aldım kızımı da bindim. aynı rüyamdaki gibi kaza yaptık ve ben öldüm. Ama kızıma bir şey olmadı. 

Öldüm ama aynı filmlerdeki insanların arasında dolaşıp onların ne yaptığını görüyordum. Kim üzülüyor, kim ağlıyor. onlar beni göremiyordu. Cenaze namazım kılındı kabire koyuldum üstüme attılar toprağı kalbim sıkıştı nefesim kesildi. 

Ordan çıkmaya çalışırken kızımı gördüm ay gibi parlıyordu. Onu izlerken bir gürültü oldu kulaklarım patlarcasına bir zil sesi duydum. 

O anda uyandım meğer odamın telefonu çalıyormuş. Kendime gelemeden açtım telefonu konuşup kapattığımda hala kabirin kalbimde sebep olduğu sıkışıklık vardı. ayılmak baya zor oldu...



 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review