30 Eylül 2013 Pazartesi

En şizofren-7

Kar'alayan Kübra yartaşı 8 Değerli Düşünce


Soğuk kasvetli bir akşamdı. İç bunaltıcı bir gökyüzü, sert esen bir rüzgar vardı. İnsanlar her sokak başında kümelenmiş bir şeylerden şikayet ediyorlardı. Eve gelmek için çok basamaklı dik bir merdivenden çıktım ağır ağır nefes ala ala... 

Her zamanki gibi attım elimi çantamın en dibinden anahtarımı çıkardım. En sevdiklerimin bana hediyelerini tek anahtarlıkta birleştirip kocaman bir anahtarlık yapmıştım. Son kez baktım onlara. 

Girdim eve sağ ayakla annemin küçükken öğrettiği gibi. Bıraktım çantamı salondaki koltuğa, seslendim kimse yoktu boş evde sesim yankılandı. Gittim banyoya ılık bir duş alıp kendime geldim. Bembeyaz giyindim... Annem kızardı beyaz giyinmeme. "Zaten tenin beyaz iyice ruh gibi oluyorsun." derdi. Bende onu dinler pek giyinmezdim beyazı. Ama bu kez dinlemedim annemi. Baştan ayağa bembeyazdım. 

Mutfağa gittim su ısıtıp kendime en sevdiğim kupa bardağımla kahve yaptım. Ne kahveler içmiştim bu zamana kadar. Ama en çok istediğim günün kahvesini içemeden gidecektim. Oysa ne hayallerim vardı. Her genç kız gibi o gün tüm heyecanımla belkide hayatımdaki en güzel kahveyi yapıp ikram edecektim. Sonra babam "Verdim gitti." diyecekti...

Oturdum salondaki masanın başına aldım önüme kağıtları başladım yazmaya... Bu zamana kadar kime neyi söyleyemediysem yazdım yazdım yazdım... 

Anneme zamanında en çok yardıma ihtiyacım olduğunda önemsemediği için kızdım...Babama iş hayatını bizden önde tuttuğu için öfkelendim... Böyle olması gerekmezdi ama ufak hatalar beni buna mecbur bıraktı yazdım.. Sonra teşekkür ettim kızları olduğum için, emeklerinin hakkını ödemezdim teşekkür ettim her şey için ve onları üzdüğüm için özür diledim...

Balköpüğüm bensiz de mutlu olur diye düşündüm. Ve sonra yeşilim etkilense de geçer dedim geçer zamanla...

Herkesin hayatında izler bırakmıştım ve şimdi o izler lekeye dönüşmeden temizlemem gerekti.  Birine daha teşekkür ettim anlayışı, sabrı ve sevgisi için...Zaten uzaklaşmıştım ondan ve buna alışır diye düşündüm...

Öyle çok yazdım ki... Herkes için ayrı mektup bıraktım ardımda...

Balığım diye sevdiğim biri var en çokta ondan özür diledim... Gözlerinden akan yaşları görmemek için gittiğimi söyledim ve ona da mutlu ol dedim herkese dediğim gibi...Ben de ki emanetlerini almasını ve hep gülmesini yazdım ıslanan kağıda...

Yazdıkça gözyaşlarım kağıtlara damlıyor ve mürekkep dağılıyordu. 

Bir saati aşkın süredir yazıyordum. En son mektubum masal perim içindi... Böyle bir manzaranın onda bırakacağı kalıcı hasara neden olduğum için üzgündüm ama mecburdum. En son şunu yazdım " Son üç yılımın en neşeli kişiliği hoşçakal..."

Tüm kağıtları zarflayıp teker teker isim yazdım kapattım... Son kez baktım evime ve yapmam gerekeni yaptım...


&  &  &


Saatler sonra masal perim girdi içeri. Salona adımını atar atmaz bir çığlık attı ki ciğerleri parçalayacak kadar keskin...Tavanda asılı duran bedenim morarmaya başlamıştı.

Sonra herkes teker teker evin salona geldi. Annem, babam, balköpüğüm, balığım, yeşilim ve diğerleri... Her gören önce bir çığlık atıyordu sonra o çığlıklar yerini hıçkırıklı ağlamalara bırakıyordu. Sanki ruhum yukarıdan onları izler gibi her ana tanıklık ediyordu. Herkes kendisine yazılan mektubu açtı ve okudukça ağlamaları artıyordu. Meğer ne çok yer etmişim gönüllerinde.. Oysa bu kadar üzülmezler sanıyordum. Ama kalsam da ben yaşayamıyordum... 

Son bir zarf kalmıştı geriye. Polis açtı o zarfı da üzerinde yazdığı gibi. Tek bir cümle yazılıydı. 

"Ölümümden 'O' sorumludur." 

İsim yazmamama rağmen herkes anlamıştı.. Bu ölümün kaynağı seneler öncesine dayanıyordu ve ben artık dayanamıyordum...

27 Eylül 2013 Cuma

Kendimi Yorgun Hissediyorum

Kar'alayan Kübra yartaşı 7 Değerli Düşünce

Yorgun bir merhaba herkese... 

Bu kez Polyanna girişini yapamadım mazur görün kapıyı azıcık araladım da girdim konuya. 

Ahh sormayın öyle bir yorgunluk var ki bedenimde yorgunluktan uyuyamaz ya insan hıh işte öyleyim. Saat olmuş gecenin 2 si ama ben hâlâ ayaktayım. Neden mi? Çünkü her sabah olduğu gibi yine bugünde dersim vardı ve gündüzüm okulda geçiyor. Akşamda KPSS için kursa gidiyorum ve eve gelmem Gece 22:30 civarında oluyor. Bugün bir de yarınki derse ödevim olunca bu saate kaldım. 

Okulda ve dershanede yorulmak yetmezmiş gibi birde şu bizim evin yolunda bir yokuş var ki Allah düşmanıma vermesin. O yokuş sayesinde bacak kası yaptım. Taş gibi bir hatun olma yolunda ilerliyorum :) 

Blogda pek yazamıyorum böyle yoğunken ama sizleri unutmadım özellikle belli başlı bloglar var uğramadan gitmem onlara özellikle diyorum okuyorum ama bazen yorum yapmaya zamanım olmuyor unutuldunuz sanmayın :) Son olarak Ankara'da bulunanlardan veya Ankara'da tanıdığı olanlardan ufak bir yardım diliyorum. Okuldaki bir dersim için danışanlara ihtiyacım var. Bu ne demek oluyor diyorsanız. Psikolojik danışmana herhangi bir sorunu için giden kişilere biz danışmanlar danışan diyoruz. Bana da danışma yapmam için danışanlar lazım noooluuurr yardım edin... *_* 

^^....Kocaman sevgiler iyi geceler... ^^

22 Eylül 2013 Pazar

Keşke

Kar'alayan Kübra yartaşı 10 Değerli Düşünce

Bir şey olacaksa zamanında olmalı. Bir şeye evet diyeceksen zamanında diyeceksin ki tadı bal olsun zehir kusturmasın. Reddedeceksen zamanında hayır demeyi bileceksin ki pişmanlıkla kavrulmayasın. 

"Keşke olmasaydı/olsaydı"

"Keşke olsa/olmasa"

Bu cümleleri kullanmadan yaşayabiliyorsan varmışsındır yaşamın amacına. Geçmiş hakkında keşke deme, pişman olacak şey yapma. Gelecek için keşke deme keşke demek tembelleştirir. Onu elde etmek için çabala. Keşke deme. 

21 Eylül 2013 Cumartesi

Neler Yaptım Neler :)

Kar'alayan Kübra yartaşı 6 Değerli Düşünce

Kocaman bir merhaba herkese :) Yine her zamanki gibi Polyanna'nın mutluluğu üzerinize olsun :)

uuuupuzuuun bir zaman oldu yazamadım. Aslında planlarım çok başkaydı hem de söz vermiştim hikayemin son bölümünü yayınlayacağım diye ama maalesef benim planım hayatın planıyla uyuşmadı. 

Bu arada okul başladı uff puff. Son sınıf oldum ama hâlâ babamdan yada annemden yüz bulsam bırakacam o derece okuma aşkıyla doluyum :)

Okul başlamadan önce iyice bir gezeyim dedim gezdim de :) Tüm gezdiğim yerlerde fotoğraf çekmedim ama olanları paylaşacam sizinle. İşte ufacıkkk bir Ankara turu :)


GENÇLİK PARKI- BAŞKENT GÜNEŞİNDEN PARK ÇEKİMLERİ








Buraya ait fotoğraf yok maalesef çünkü içeriyi gezerken insanın tüyleri ürperiyor. Ayrıca içeride hücreler, zindanlar vs. çok karanlık olduğu için çok profesyonel bir çekim gerekiyor. Bu sebeple daha çok işe yarayacak bir yöntem sunuyorum sizlere 360 derece sanal tur. Verdiğim linke tıklarsanız benim gibi gezmiş kadar olursunuz. Çok beğendiğim iki şiiri paylaşmak isterim İkisinide yarı açık cezaevi bahçesinde iki binanın yanına yazmışlar. Birisi Necip Fazıl KISAKÜREK'e ait diğeri ise Nazım HİKMET'in cezaevi günlerini anlatan satırları...




KOCATEPE CAMİİ


Okul başlamadan bir de hamaratlık yapayım dedim. En basitinden kendime bir öğrenci lifi yaptım :)


Veeee işte en sevdiğim kısım pastalaarr :)

Bu pastaları masal perisiyle yaptık. sıkışık bir zamanda yaptığımız için bazı şekil bozuklukları olsa da yine de yüzleri güldürdü :)






Gelin sizi bir de araba galerimin ilk iki üyesiyle tanıştırayım. Nasipse bu arabalardan bir düzine dizecem :)

İşte değerlimin de dediği gibi erkek vosvos ve  kız vosvos :) Erkek vosvos kızdan daha uzun çünkü erkeğin uzunu makbuldür dimii amaaa :)


 HUZUR İLE KALIN KOCAMAN SEVGİLER ...

13 Eylül 2013 Cuma

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR- 30

Kar'alayan Kübra yartaşı 7 Değerli Düşünce


“NEDEEEEEENNNNNN?”

“Sedef sakin ol !”

“Nedeeen yaa nedennn benim hayatım her güzelliğin ardından bozguna uğruyoooorr nedennn?”

“Sedef yapma nolur bi dur sakin ol”

“ Kimin suçu bu kimin? Ben miyim hatalı olan yoksa kader mi bana bunu reva gören. Sen söyle neden?”

“Bak yapma lütfen herkes bize bakıyor. Gel eve gidelim dağıtma kendini bu kadar.”

“Ne evi yaa ne evi ölmek istiyorum ben sen hâlâ ev diyorsun.”

“Hayatım bak bunu yaşayan sadece biz değiliz, hem tıp ilerledi çare bulunur. Bizimde çocuğumuz olur.”

“Sus Allah  aşkına bana teselli verme. Git nolur bırak beni kendi halime.”

“Olmaz otur bi sakince konuşalım.”

“BAK YAA HÂLÂ SAKİNLİK DİYOR. ŞU HAYATTA BEN Bİ GÜLMEYECEK MİYİM? SORUN KİMDE ACABA SENDE Mİ BENDE Mİ. YOKSA SEN ZATEN BİLİYOR MUYDUN?”

“Ya ben nerden bileyim şimdide sen saçmalıyorsun.”

“Bilmiyorum artık yoksa zaten çocuğun olmayacağını bildiğin için mi beni rahatça aldattın? Söyleee cevap ver bana! Sebep bu mu?”

“SEDEF ! Bak sesimi yükseltmek istemiyorum şuan çok hassassın ama kalbimi kırıyorsun. Yapma gel eve gidelim.”

“Gidelim ama bana bunların tüm açıklamalarını yapacaksın.”

“Off Sedef çocuktan daha çocuksun ne laf anlıyorsun ne söz dinliyorsun.”

“Bana çocuk deme aklıma geldikçe deliriyorum.”

“Tamam tamam demem.”

&

“Uyudu mu?”


“Evet Nuray teyze o kadar hırpaladı ki kendini yorgunluktan ayakta duramıyordu artık yatırdım zorla yatağa uyuyakaldı bana hakaretler yağdırırken.”


“Sesini tüm mahalle duydu ah be oğlum neden bu aşırı tepki.”


“Ben ne yapayım teyzem ah ben ne yapayım. Sanki ben istemiyor muyum Sedef ile bebeğimiz olsun beraber yuvamız şenlensin. ama Allah’ın takdiri böyleymiş ben ne yapayım. Bana söylediklerini duydun mu? Hastanede de bunları haykırıp durdu herkes benim onu aldattığımı sanıp iğrenç gözlerle bana baktı. Yerin dibine girdim teyze.”





“Senin de suçun yok ki oğlum haklısın Sedef işte yaşadıklarıyla o kadar hassas oldu ki kaldıramıyor artık hiç bir şeyi.”



“Bu zamana kadar üç gün mutluysak dördüncü gün bir bahaneyle huzurumuz kaçtı. İlk evlendik annesinin ölümüyle zaten hep bir burukluk vardı tam onu yendik babası ortaya çıktı. Babası öldü onun pişmanlığını yaşadı. 

Kendini öyle dağıttı ki Neredeyse kendini yakıyordu. Tüm varlığımız evimiz her şeyimiz kül oldu. Sıfırdan başladık her şeye. Bu seferde yüzündeki yarayla kendini dağıtmayı başardı. Ben ona özenli davrandıkça acıdım sandı ama acımak değil bu anne sevgi bu kapkara bir sevda. 

Anlamıyor ki. anlamadı beni, onu aldattığımı sandı yuvamızı yıkmaya kalktı. Ben bilmiyor muyum sanki teyze benden uzaklaştıkça başka bir erkeğe yaklaştığını. Bilmiyor muyum? Beni saf sanıyor. Hep haklı olan o, akıllı olan o, bağıran o. Benim ne suçum var hep alttan almaktan başka. Tepeme çıkardım. Başıma taç ettim ama o başıma yapacağını yaptı işte töbe estağfurullah. Allah’ım sen affet.”



“Şeyy oğlum ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Karı koca arasına girilmez i ne diyip ne akıl vereyim. Ama merak ediyorum o başka erkek kimmiş? Sen nereden öğrendin?”


“Teyze akıl var mantık var evli bir kadın evine çok yakın bir parkta başka erkekle buluşursa tanıdık kimse görmez mi? Kendisi komşularla görüşmüyor diye haberi yok ama mahalle onun dedikodusuyla çalkalandı. Ben gelip hiç bir şey dedim mi? Demedim ki anlasın hatasını ama anlamıyor anlamayacak biliyorum. 

Aklında hâlâ o adam var. Geceleri adını sayıklıyor. Sedef her zaman kendi haklı olduğunu sanıyor ama unuttuğu bir şey var karşısındakini aptal sanan esas aptaldır. Ben aptal olduğum için susmadım onu çok sevdiğim için beni aldatmasına bile katlandım. Ama bu kez yaptığını kaldıramıyorum susmayacağım ve karar verdim. Boşanıyorum.!”



“NEE ?! Oğlum yapma bak öfkeyle iş yapılmaz. Pişman olursun bu kadar severken. Sevmek emek ister fedakarlık ister. Sen bu kadar şeyi hazmetmişken şimdi pes etme o daha çocuk hayatı tam anlayamıyor sen de bırakma onu.”



“Hayır teyze yeter artık bir insana bu kadar da yüklenilmez ki bende insanım benim de canım var. Eve mutlu gelecem diye kendimi parçalıyorum. Her an yüzünü güldürmeye çabalıyorum ama o en ufak bir şeyde tüm yaptıklarımı eziyor çiğniyor. Dayanamıyorum yeter.”



“Anladım evladım ne deyim Allah ne demişse o olur ama bir daha düşün. Benim misafirim gelecek gidip yemek yapayım hava serin fazla oturma burada sende hasta olma evladım git evine.”

“Tamam teyze girerim şimdi mutlu ! huzur dolu ! yuvama.”


&


“Boşanıyorlar.”



“Gerçekten mi?”



“Evet az önce kocasıyla konuştum. Adam her şeyi biliyormuş. Dayanamıyorum dedi boşayacakmış.”



“Her şeyi mi? Nasıl yani neler oldu anlatsana bi Nuray hala”


“Serhat bak oğlum Bu Sedef senin benim yeğenim olduğunu bilmiyor ve bana her şeyini anlatır bana çok güveniyor. Sedefin bana yakınlığını gören kocasıda baya yakın davranıyor bana. Sedef senden sonra yıkıldı ve uzun zaman düzelmeye çalıştı. Ben de ona yardım ettim kocasına dönmesini söyledim bu şekilde bana daha çok güvenecekti. Kısa zaman önce düzeldiler ve çocuk yapmaya karar verdiler. Az önce hastaneden geldiler. meğer bunların çocuğu olamazmış. Kocasında sorun varmış. Sedef bunu öğrenince yakış yıkmış ortalığı. çok heveslenmişti anne olacağım diye. Şimdi ise kocasını suçluyor. 
Tüm düzenleri bozuldu. Kocası demin bana her şeyi anlattı meğer seni biliyormuş. Sedef geceleri hâlâ senin adını sayıklıyormuş. Bana senden nefret ettiğini söylüyor ama belli ki hala seviyor. Benim mükemmel bir planım var. Hazır Sedef anne olmak için bu kadar heveslenmişken ve kocasında sorun varken kocası da boşanmak isterken, ortaya sen çıkacaksın. Sedef’e bir teklifte bulunacaksın. Asla hayır diyemeyecek eminim. Eğer ağzın laf yaparsa Onu kandırıp kısa zamanda senin yaparsın ama beceremezsen de bir daha çıkma ortaya..”



“Vay vay vay neler olmuş yokluğumda böyle. Tamam hala süper planmış gerçekten. O zaman Sedef’e sakın belli etme hiç bir şey bilmiyor gibi davran ben Kocası evde yokken devreye girecem.”


“Tamam evladım. Hadi kalk yemek hazırdı yiyelim bunu kutlayalım :)”



“Hala varya sen çok fenasın haa nasıl iki yüzlü bir şeysin böyle kızı resmen benim yaptın :)”


“Aaaa ayıp ama halalara böyle şeyler söylenmez ben bunu hem sana kıyamadığımdan hem de eski bir hesabı kapatmak için yaptım.”


“Ne hesabı hala hayırdır benim ondan haberim yok.”



“Onuda sonra öğrenirsin evladım boşver.”

&


“Daha iyi misin?”

“Başım çok ağrıyor. Bir de çok yorgunum.”

“Sakinleştin mi?”

“Hayır hâlâ çok kızgınım ve üzgünüm.”

“Üzgün olma halini anlıyorum ama kızgınlık niye? Kime? Bana mı?”

“Sana hayata kadere kendime herkese. Ben anne olmayı çok istiyordum rüyamdaki gibi kızım olacaktı. Ama olmayacak senin yüzünden.”

“Sedef sence de biraz fazla yüklenmiyor musun bana?”

“Hayırrr.”

“Sesini yükseltme. Ben sakin olarak konuşmaya çalışıyorum sende öyle ol konuşalım halledelim şu meseleyi.”

“Nasıl halledeceğiz konuşarak ya saçmalama.”

“Sedef beni istemediğim şeyler için zorluyorsun yapma bak hâlâ şans varken harcama bizi.”

“Ne demek istiyorsun sen? Ne yapacaksınnn yaa daha ne yapabilirsin ki bana lanet adam senle evlendim hayatıım zindan oldu.”

“Öyle mi Sedef hanım o halde sus da artık biraz da ben konuşayım. Lanet koca ha ! Lanet olacak kadar ne yaptım sana? Berbat bir mahallede oturan pislikten ölmeye yüz tutmuş evinden kurtardım seni aldım başıma taç ettim. eşek gibi her gün çalıştım. Yüzünü güldürmek için kendimi parçaladım ama sen her seferinde bir bahane bulup yine surat asmayı becerdin. Bana yaptıkların yeter dayanamıyorum. Otur düşün kendi kafanı topla. bundan sonrası için eğer düzelmeye başlamazsan ben bundan sonra ne bu evlilikte ne  de bu evde yokum. Ya bu lanet kocanla geçinmek için birazda sen çaba gösterirsin ya da kalırsın kendi başına”

“Beni boşanmakla mı tehdit ediyorsun? Defol git !”

“İyi ! Hoşçakal uğruna aptalca ömrümü harcadığım kadın, hoşçakal pişman olup ayaklarıma gelecek gurur ve kibir abidesi. ! ”

&

“Hahaa hem suçlu he güçlü yaa hem bana yetecek kadar bile koca olmadı olamadı hem de beni onsuzlukla tehdit ediyor. Çabalamışta aman aman kurtarmasaydı bu pislik mahalle kızını. Zengin evinde otursaydın salak adam ben mi gel dedim. Peşime düşmeseydin. Makyaj malzemesi haline gelmiş kızlardan biriyle evlenip parti parti gezseydin. Allahım yaa dediği laflara bak. Defol hayatımdaaaaannn !

Kim bu yaaa kapıyı kıracak gibi çalan densiz. Noldu lanet koca sen mi geldin yoksa. Bensiz olamayacağını köpek gibi piişma..

“?!!!!! Seen !???”

“Sedef merhaba.”

“Senin ne işin var burda ne yüzle geldin? Nerden buldun evimi sende mi hayatımın içine etmeye geldin. Çektiklerim yetmedi mi? Ne işin var burdaaaaaa !”

“Bağırma içeri girelim her şeyi anlatacam.”

“Nee seni birde evime mi alacam aslaa. Defol burdan.”

“Sedef’im bir kez dinle sonra sen ne dersen o olsun. burda konuşursak herkes görür bırak gireyim içeri.”

Tamam ama sonra hemen gideceksin.”

“Tamam sen ne dersen o.”

“Konuş bakalım ne anlatacaksın.”

“ Şeyy Sedef öncelikle seni bırakıp gittiğim için üzgün olduğumu söyleyeyim. İsteyerek olmadı ama yine de özür dilerim. Senin kıymetini ve sensiz yapamayacağımı anladım. Sana sunduğum şartlar vardı ya onda da bencillik ettim özür dilerim ama sadece seninle olmak istemiştim. Eğer özürlerimi kabul edersen çok mutlu edersin beni. Benim seni gördükten sonra tek isteğim arzum sen oldun evli olman ve bazı sebeplerden dolayı sana karşı acımasızlık ettim yapamayacağın şeyler istedim. Sırf seninle olmak için yaptım bunu başka niyetim yoktu. Sen beni istemiyorsun biliyorum fakat ben seni çok istiyorum. Keşke zaman geri gitse ve sen benim olsan. Mutlu bir yuvamız olsaydı. Keşke evimizde cıvıldayan çocuklarımız olsaydı. Her şey nasip olmadı napalım ben kaderime razı olurum. Sen bensizde mutlusun mutlu kal hoşçakal Sedefim.”

“Dur kalkma hemen otur biraz konuşalım.”

“Gerçekten mi? Birtanem benim konuşalım Sedef çiçeğim.”

“ Neden Serhat neden beni kendine bağladın da gittin. Yazık değil mi bana neden bu işkence? Neden beni bıraktın.”

“Sedefim kıyamam gözyaşlarına aptallık ettim uzak kalırsak mutlu oluruz sandım unuturuz sandım yapamadım. Keşke bundan sonra hep yanında olabilsem.”

“ Beni seviyor musun?”

“Evet her şeyden çok.”

“O zaman sana bir şartla izin veririm yanımda kalman için.Beni asla bırakmayacaksın.”

“Söz söz söz birtanem hiç bir yere gitmem.”

“Kocamla boşanıyoruz. Bana bu zaman zarfında anlayışlı ol boşandıktan sonra uzaklara gideriz.”

“Olur sen nereye istersen oraya gideriz. Eğer istersen sana söylediğim ameliyatı da yaptırırız yüzün eskisi gibi olur. Güzelliğin kat be kat artar.”

“Evet istiyorum bu yaradan bıktım. Düzelmek istiyorum.”

“Yeter ki sen iste ömrümü ömrüne katayım. Karım ol Sedefim evimin hanımı ol.”

“Serhat seni çok özledim.”

“Ben de seni özledim canımıniçi.”

“Sana sarılmak istiyorum bu gece benimle kalır mısın?”

“Kalırım tabii ki ama kocan?”

“O artık gelmez. Gelse de onu ilgilendirmez.”

“Tamam o zaman bu gece benimsin Sedefim”

“Senin olmak...İstiyorum.”

“Benimsin artık işte.”

“Öyle değil Serhat. Beni anne yapar mısın?”

“Neyy. Nasıl yani?”

“Anladın işte bu gece beni anne yap.”

“Bundan emin misin? Sonra pişman olma.”

“Eminim evet senin olmak istiyorum.”

“Canımsın sen her şeyimsin tamam bu gece anne olacaksın benim de karım…”



PİŞMANIM ÖLÜME KADAR - 29

Kar'alayan Kübra yartaşı 0 Değerli Düşünce


Yine aynı rüya.. Prenses gibi bir bebek. 

Sanki bebek değil akıllı başlı bir insan gibi. Önce uzaktan uzaktan bakıyor. Kırmızı ponponları olan minicik bir elbise içinde, sarı lüle lüle saçları, yüzünün güzelliği, teninin yumuşaklığı … Ah benim güzel bebeğim gel annene.. Ne kadar masum ama anlamlı bakıyor böyle. 

Sonra ay parçası yüzünde kocaman bir gülümseme ve pamuk ellerini uzatıyor ellerime. Tek seferde ama üstüne basa basa “ Anne” diyor. İçimde kocaman bir heyecan, midemde kelebekler uçuşuyor. 
Allah’ım bu nasıl bir mutluluk böyle. Sonra kızım tekrar konuşuyor. “Anne bak baba” Diğer eliyle de uzakları gösteriyor. 

Başımı çeviriyorum gülümseyerek ama donup kalıyorum. Kocam olması gerekirken orada “O” var. 

O, Serhat…

&

Midemdeki heyecan kelebeklerinin kanat çırpışları Serhat’ın yüzüyle birlikte yerini mide bulantısına bırakıyor. Bulantıyla uyanıp, yanında masumca uyuyan kocamı görmek daha da kötü yaptı beni.

Her gece aynı rüya ne hikmeti var bunun tam da aklımdan O’nu çıkarıp atmışken. Neden Allah’ım ?

&

“Sedef’imm.. Canımm hadi uyan artık sabah oldu.”

“ Immm azcık daha uyucam yaaa.”

“Mayışık, uyku tulumu kalk kocan sana bak neler hazırladıı.”

“Romantik kocam azcık daha uyuyup uyansaammm nolur nolur nolurrr….:) “

“Olmaz hayatım hemen o gözlerini açıyorsun ve gözlerinle evimize güneş doğuruyorsun, sonra da elini yüzünü yıkayıp gelip hepsinin tadına bakıyorsun. Hadi hadi hadi tembell.”

“Yaa ama gözlerimi açarsam uykum kaçaaarrrr.”

“Mızmızlanma bebek aç bak yoksaaa.”

“Eeeeee :)”

“Yoksa ben açmasını bilirim elimdeki bir bardak soğuk suylaa :)”

“Yaaa olmaz ama bak çok güzel bir rüya gördüm belki devamını görürüm açmadan azcık daha uyuyuummm.”

“Üçe kadar sayıyorum o gözler hemen açılıyorrr. Biiiiirrrrrr,  ikiiiiiiiiii, açıyor musun açmıyor musunnn?”

“Offf tamam tamam açtım bakkk kocaman açtım hııhh oldu muuu :)”

“Olmaz mı hiç oldu tabi gün ışığım bak ev aydınlandı :)”

“Şirinlik yapmaaa bana tam 42 dakika uyku borçlusun Daha alarmın çalmasına 42 dakika var. :)”

“Tamam O borcu en güzel şekilde öderim hayatımm :)”



“Anlaştık canım benimm :)"



&

Güzel geçen günlerim akıp giderken hemen hemen her gece o bebeği görmeye başlamıştım. Bebeğin güzelliği gözlerimin önünden gitmezken rüyanın sonunda Serhat’ı görmekte bir o kadar midemi bulandırıyordu. 


Kocama olan sadakat yeminimi her seferinde kendime hatırlatıyordum ve her şeyin bu şekilde güzel olacağına inanıyordum. 

Oturduğum mahalleye iyice alışmama rağmen komşularla pek fazla görüşmüyordum. Sokakta çarşıda pazarda görürsem selam veriyordum o kadar. Ne evime çağırıyordum ne de ben başkasının evine gidiyordum. Aslında ben böyle asosyal biri değildim yüzümdeki yara beni hayata küstürene kadar. 


Şimdilerde iyiyim artık kabullendim ama yine de bu çekingenlik geçmedi hem sanırım sevdim böyle sakin bir hayatı. Bir de bebeğim olursa tüm zamanımı ona ayırırım işte bu. 


Nuray annemin bana olan yakınlığı zaten bana yetiyordu ne başka komşu ne başka akrabaya gerek vardı. Gerçek annem yaşasa sanırım bundan daha fazla ilgilenemezdi. 

Bazen düşünüyorum neden bu kadar yakın bana diye ama bir cevap bulamıyorum. Çok iyi niyetli ve yaşlanmış bende ona hayat arkadaşı oluyorum işte benimle birlikte oda neşeleniyor diyorum. İnşallah bir gün oda beni bırakmaz herkes gibi.

Bebek istediğimizi Nuray anneme söylediğimde nasılsa mutlu oldu anneanne olacağım diyerek sevindi kadın yazık O’nun hiç torunu yokmuş. Benden daha çok heyecanlandı. 

Benimde heyecanım azımsanacak kadar değil aslında. Şimdiden elimde iki örgü şişi renk renk ipler deli gibi hırka, yelek, patik modeli arıyorum. Aslında rüyamdaki kız bebekten dolayı içimde devamlı, bir kızım olacağı hissi var. Odasını şimdiden nasıl dizayn etsem diye düşünmekten bazen geceleri uyuyamıyorum. 

Öyle güzel bir heyecan ki bu çok güzel çok tatlı.


“Bak Nuray anne, bu modelleri yeni buldum. Nasıl? Hepsi de çok güzel değil mi? Şunu pembe yapayım diyorum. Çünkü buna en çok pembe yakışır gibi hissediyorum.”


“Aaa evet ona başka renk koysan modelini göstermez. Hem de bak şunun içinde çok açık bir sarı mı yapsak kızım pon ponları daha hoş olur.”


Pon pon diyince aklıma hemen rüyamdaki kızın elbisesi geldi.

“Anne”

“Efendim kızım.”

“Bu modelden elbise olur mu?”

“Olur tabi kızım ama biraz uğraştırır elbise. Hem de kız olacağı belli bile değil ki daha canım Şimdiden kız gibi uğraşırsın bir de olmazsa boşa gider.”



“Olsun anne ben bu modelle kırmızı bir elbise yapmak istiyorum. Kızım olmazsa da dursun içimde kalmasın.”


“Tamam kızım o zaman önce onu mu örmek istiyorsun. Benim de torunuma hediyem pembe yelek olsun ben de ona başlayayım.”


“Evet olur anne ben elbiseye başlayayım sende yeleği ör. Kızımın çeyizini hazırlayalım daha gelmeden :)”


“İnşallah sağlıklı doğar da bebeğimiz büyür gerçek çeyizini de beraber yaparız kızım :)”


“Aman anneee ben onu nasıl gelin ederim kıyamam kii”


“Sen nasıl gelin oldun ya kızım senin annen yok muydu O üzülmedi mi”


“Annem ben evlenmeden önce öldü Nuray annem keşke olsaydı ama yoktu.”


“Yaaa bilmiyordum kızım kusuruma bakma ben seni üzmek için demedim. Yaşlandıkça ne dediğimi bilmiyorum sen bana bakma affet kızım.”


“Yok ne kusuru nereden bileceksin ki hem geçti gitti işte o beni cennette bekliyor İnşallah biz de orada buluşacağız annemle.”


“İnşallah kızım sen de anne olacaksın ve Onunla birlikte annene gidersiniz cennette mutlu olursunuz.”


“Neyse bak laf nerden nereye geldi anne hadi örgümüze bakalım biz :)”


“Bakalım kızım. Ver bakıyım şişi ben sana göstereyim bu model nasıl yapılır.”



&



“Oooo hanımlar kolay gelsinn.  Yine başlamışız hamaratlığa :)”


“Gel gel oğlum Sedef yine döktürüyor yeteneklerini.”


“Yapar benim güzel hatunumm”


“Hoş geldin hayatım ama siz böyle yapınca utanıyorum ben yaa :)”


“Nuray teyze bu Sedef sanki son günlerde bir güzelleşti mi ne yoksa bana mı öyle geliyor :)”


“Benim kızım her zaman güzel şimdi haksızlık etme damatt :)”


“Ama sanki başka bir güzellik var yüzünde, ay parçası gibi parlıyor baksana :)”


“Hamilelik yaradı kızımaaa :)”


“Yaaa anne sen de şu deli kocama uyup benimle uğraşıyorsun ya aşkolsun :) Hem ne hamileliği daha test bile yaptırmadım. Sadece mide bulantım var o kadar.”


“Tamam işte en büyük belirti o kızım”


“Hayatım bak ne diyorum yarın ben işten erken çıkayım hastaneye gidelim kan testi yaptıralım olur mu?”


“Olur birtanem tamam erken gel gidelim bakalım neymiş durum.”


Hem kocam hem de Nuray annem mide bulantılarımın hamilelik yüzünden olduğunu düşünüyordu ama ben bundan pek emin değildim. Her gün gördüğüm rüya beni gerçekten çok sarsıyordu. 



Rüya çok güzel başlayıp sonunda Serhatla bitiyordu ya beynimden o anları atamıyorum. Kocama sadece kızımızı gördüğümü söylüyordum gerisini anlatamazdım ve anlatamıyordum. Her neyse yarın anlaşılacak neler olduğu.



 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review