24 Temmuz 2013 Çarşamba

Zorbalıkla Mim Yaptım :)

Kar'alayan Kübra yartaşı 9 Değerli Düşünce

"Prenseslik benim neyime" diyen bir çitlembik var ki blog aleminde pek seviyorum yazılarını. Her zaman yorum yapmasam da okuyorum. İnanılmaz şirin bir üslubu var seviyorum kız seni ;)

Neyse meselemize gelelim. Bu çitlembik bir gün bir mim yapmıştı bende zorla bu mimi alıkoydum. Oda dayanamadı sanırım beni de mimlediğini söyledi. İnanılmaz bir şekilde içim rahat olarak bu mimi keyifle yapıyorum. :)

BEN KİMİM?

-Ben ki, uzaktan bakınca sakin sessiz hanımefendi duruşlu ama yaklaşınca cadılığım ve neşeli yapımla hem can yakan hemde yaktığım cana merhem olan bir zat-ı muhteremim. Normal hayatta samimi olmadıklarıma karşı soğuk ve korkutucu ama samimi olduklarımın tepesine bile çıkacak derece yaramaz bir soytarıyım.

BLOGUMUN ADI NEREDEN GELİYOR?

Uzun yıllar boyunca Erzurum'da yaşadığım süre içinde kar ve kışı hiç sevmezken sonra batıya taşınınca hasret kaldım kara. Hem bu hasretimi temsilen hem de kırılgan yapıma uyumlu bulduğum kar tanesi bloguma isim babası oldu. Tabiii bir de kartanesinin yaratılış eseri bir mükemmelliği var ya işte oda tıpkı ben :))

BLOG AÇMAYA NASIL KARAR VERDİM?

Bir gün hüzünlüydüm ve google'a siyah yazdım, amacım iç karartıcı resimlere bakıp daha da depresyona girmekti sanırım. sonra karşıma Siyah Kuğu çıktı. Onun blogunda dolaşmaya başladım. Şiirsel dili çok etkiledi beni. Uzun zaman onu okudum. Takip ettim. sonra heveslendim bende yazılarımı blogda paylaşmak istedim. Bu münasebetle açtım işte blogumu, iyi ki de açmışım. 

NEDEN YAŞAM BLOGU?

Yaşıyoruz da ondan :)

KİŞİLİĞİN?

Kişiliğim henüz tam keşfedemediğim ama üzerinde çalışmalarımı sürdürdüğüm bir bilinmeyen.

HOŞLANDIKLARIN?

Uykuya bayılırım. Çabuk sıkılan bir yapım olduğu için uzun soluklu hiç bir çalışmaya katılamam. Ama kendi çapımda pasta börek işlerini yapmaktan hoşlanırım. Her kız gibi cicili bicili şeyleri severim. 

HOŞLANMADIKLARIN?

Karşımda limon sıkan, yiyen veya limondan bahsedip benim yüzümü ekşitmemle mutlu olan ve ısrarla buna devam eden  insanları sevmem. Kediden korkarım ve hiç hiç hiiççç hoşlanmam, mümkünse benden uzak kalsın. Sarışın erkeklerden hoşlanmam, bilmese de biliyormuş gibi yapan küstahları ve fotoğraf çekilirken dudaklarını büzen, dilini çıkarark embesil olma çabasına giren kızları boğasım gelir. 

EN ÇOK SEVDİĞİN MAKYAJ MALZEMESİ?

Rimel ve göz kalemi, hıııı bir de çok kırmızı olmayan rujlarımı seviyorum.

ÇANTANDA OLMAZSA OLMAZIN?

Cüzdan, ıslak mendill, peçete, makyaj malzemeleri, anahtar ve kulaklık

EN SON OKUDUĞUN KİTAP?

Değişik olacak ama KPSS Eğitim Bilimleri :)) 


Bu mimi okuyup da yapmak isteyen herkesi mimliyorum. Ama yapanlar lütfen bana yorum bıraksın çünkü herkesinkini okumak istiyorum. Kocaman sevgiler.. Hayırlı iftarlar :)



PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-28

Kar'alayan Kübra yartaşı 3 Değerli Düşünce


Kocasını dünyanın merkezi yapma kararından sonra her şey çok güzel olmaya başlamıştı.

Bahçeye bir fide gül diktikten sonra adeta gül bahçesine sahip olmuştu. Yıllar önce herkesten değerli tuttuğu aşkına tekrar ulaşmıştı. Silip kötü anıları huzura kavuşmuştu.


“ Biliyor musun Nuray anne unuttum her şeyi. Ne kocamla olan kötü olayları ne de… Ne de ‘Onu’ hatırlamıyorum artık. Ben yeni bir sayfa açtım. Yuvamın huzurunu yeniden tattım. Eskiden dert ettiğim şeyler vardı, yüzüm benim en büyük imtihanım derdim… Değilmiş anne… Daha büyük imtihanlar varmış. Anladım kıymetini kocamın yuvamın. O alçak Serhat’ta Allah’ından bulsun. Bir daha çıksa karşıma bakmam yüzüne tanımam geçerim.”


“Sen doğru olanı yaptın kızım. Senin boşluğundan faydalanan birine kansan zaten en büyük hata bu olacaktı. Şimdi kocanla mutlu olma zamanı. Allah’ım yuvanızın bereketini huzurunu kaçırmasın.”


“Amin Nuray annem sen benim en büyük destekçim oldun. Zor zamanımda sana koştum, senin omzunda ağladım derdimi sana anlattım deva buldum. Annem gibi oldun bana sahip çıktın.”


“Sen hem yetim hem öksüzsün kızım daha yaşın ufacık ama bir çok derdi omuzlarında taşıdın. Tabii ki sahip çıkacam bu benim görevim. Sen şimdi düşünme bunları hadi gel bir kek yapıp oturup akşam serinliğinde bahçede içelim.”


“İçelim hadi :)”


…….

“Aman Allah’ım ellerinde çiçeklerle bahçemizin kapısından giren bu yakışıklı da kim? :)”


“Buralarda bir prenses varmış diye duydum. Periler ülkesinden dünyaya bir tane gönderilmiş. Gülünce gözlerinden ışıklar saçar inciler dökermiş. Kokusu cennet bahçelerinden bir miskmiş. Bakışları alev alev yürek yakarmış. Ben onu bulmaya geldim :)”


“Deli oğlan Sedef evde dur bekle gelir şimdi bardakları almaya gitti.”


“Tamam Nuray teyzem beklerim ben Dünyalar güzeli karımı.”
Sedef elinde bardakları koyduğu tepsiyle bahçeye çıkarken gülümsüyordu. Kocasının söylediklerini duyup mutlu olmuştu.


“Duydum ki biri gelmiş Nuray anne beni arıyormuş. Güzelliğime hayran kalmış aşkımdan deliye dönmüş :)”


“İşte burada dikilen delikanlı kızım. Bir bak bakalım ne istiyormuş.”


“Çay istiyorum ne isteyecem Nuray teyzem :)”


“Haha al işte anne bizim romantizmimiz çaya kadar. Nerde deminki şair ruhlu adam”

“Oyy güzel hatunum beniimmm o şair ruh çayın içine kaçtı. Al bu çiçekleri hadi bi çay koyda içelim belki tekrar ilham gelir döktürürüm :)”


“Tamam tamam hadi ellerini yıka da gel kek de var sana kek koyayım acıkmışsındır.”


“ Tamam Sedef’im yıkayıp hemen geliyorum çok koy bak çok acıktım.”

“Deli yaa tamam tamam çok koyarım.”



Sedef, çocuk gibi koşan, Sedef’in bir dediğini iki etmeyen, etrafında pervane olan kocasının ardından bakarken bir kez daha şükretti mutluluğuna. 


Gece yarısına kadar bahçede çay içip sohbet ettikten sonra eve girip direk yatmaya geçtiler. 

Birbirlerine bakarken içleri titriyordu. İkisi de sonradan kazandıkları bu huzurun tadını çıkarıyorlardı. Birbirlerini özel hissettirmek için bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı.


Yatağa girince eskiden sırtlarını dönüp direk uyurken şimdi birbirlerine sarılmadan tatlı tatlı muhabbet etmeden uyumak istemiyorlardı.


Liseli yeni aşıkların beş dakika daha yan yana kalabilmek için bahaneler bulduğu gibi uyumamak ve birbirlerini sevmek için bahane arıyorlardı.


“Yorgun musun hayatım.?”


Kocası, göğsünde yatan Sedef’in saçlarını okşarken cevap verdi.

“Aslında iş yerinde çok yoruluyorum. Bu müdürlük işi beni bedenen çok yormaya başladı ama insanın evinde senin gibi bir eşi olunca eve gelen yollar bile bana güzel geliyor. Senin sesini duyduğum an tüm yorgunluğum gidiyor. Kendimi senin yanında çok iyi hissediyorum. Mesela şuan sana sarılmışım. İpek saçlarını okşuyorum kokun burnumda. Bu mutluluğu bana yaşatabilecek başka bir şey yok.”


“Bende tüm gün evde tek başıma sıkılsam da senin gelme saatinde içimi ayrı bir heyecan kaplıyor. Çocuk gibi oluyorum.”


“Sen benim minik bebeğimsin çünkü canım.”


“Şeyy aslında bebek demişken ben senle bir şey konuşmak istiyorum hayatım. Ben senin minik bebeğinim ya, benim de minik bir bebeğim olsa?”


“Bir dakika bir dakika, şimdi sen bebek mi istiyorsun. Yani çocuk yani bizim çocuğumuz, ikimizin”

“Evet tatlım ikimizin bir bebeği olsa, sen evde yokken bana arkadaş, evimize yeni bir neşe mutluluk olsa.”


“ Sen ciddi misin hayatım?”

“Evet ama sen neden bu kadar şaşırdın ki?”


“Haha şaşırırım tabii ki bende sana günlerdir bunu söylemek istiyordum ama reddedersin diye çekiniyordum.”


“Gerçekten mi? Deli yaa neden çekiniyorsun. Beni anne yapacak adam seni yerim yerimm. Çok mutlu oldum hayatım çok çok mutlu oldum.”


“Dur daha büyük mutluluklar bizi bekliyor sevdiğim. Hadi uyu şimdi belki rüyamızda bebeğimiz bizi ziyarete gelir.”


“Kapattım bile gözlerimi. Uyudum ki benn canım kocam canım canımmmmm…”


“Uyu minik bebeğiim daha sen bebeksin bi de anne olacaksın nasıl olacaksan :) İyi uykular Sedef’imm”


“İyi uykular her şeyimm..”

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Kartanesi Ülser Oldu O_o

Kar'alayan Kübra yartaşı 20 Değerli Düşünce

Size hüzünlü bir merhaba diyorum bu sefer..

Biraz zor yazıyorum o yüzden bu postun kısa olması muhtemel...

Bir önceki postta bir yere gidecem demiştim. Gittim giderken de çok başka hayallerim vardı. Aslında hayallerimdeki gibi başladı günlerim inanılmaz güzel saatler geçirdim. Hiç bir şeye değişmeyecek şeyler yaşadım. Rüya gibiydi her şey...Sonra malum yeni tuttuğumuz evi temizledik. Masal perisiyle ve evimizin üçüncü elemanıyla gece yarılarına kadar temizlik yaptık bol miktarda Çamaşır suyu, yağ çözücü, cif ve benzeri kimyasallara maruz kaldık. Gece eve geldik ve sahur yaptık sonra yattım. Güzel olan şeyler devam ediyordu. Rüyamda yine çok güzel ve yaşamak istediğim şeyleri görüyordum taa ki mideme giren bir krampla uyanana kadar...

Yıllar önce bademcik ameliyatı olmuştum o zaman ağzımda kan tadı oluyordu hep tükürüğümü yutamıyordum midem bulanıyordu. Yine öyle oldu yutkundukça midem bulanıyordu. Bir saate yakın kıvrandırdı o ağrı beni uyusam uyuyamıyordum kalksam ağrıdan duramıyordum. Bir arkadaşıma haber verdim o sağolsun beni hastaneye götürdü. Damar yolu açıp ilaç verdiler. O ilaçtan sonra biraz kendime geldim. Gözlerim parlamaya başladı :) 

O gün gündüzü o ilaçla geçirdim ama akşama yine kötü oldum kuzenlerimi de yanıma alıp tekrar hastaneye gittim. Bir kaç tahlilden sonra bir ağrı kesici iğne yaptılar yolladılar. Gittiğim iki doktor da ihmal etmememi ve gastroentrolojiye gitmemi söylediler. O geceyi de o iğneyle atlatmış oldum. Ertesi gün akşama eve geldim ve yine ağrılar, acılar...

Sabah oldu hastaneye gittim. Anlattım doktora şikayetlerimi oda diğer doktorlar gibi ilk olarak şu cümleyi kullandı. "Gebelik şüphesi var mı?" O an film şeridi gibi gözümün önünden geçti koşup koşup da tam doktorun suratının ortasına uçan tekmeyi çakmak. İki günde bıktırdılar. yok yaavv yok işte hamile falan değilim adamın asabını bozmayın. ! 

Öhömm neyseeeeee işte bu doktor da müsaaden varsa endoskopi yapalım bakalım dedi. el mahkum mecbur kabul ettim. Günlerce o ağrıyı boşuna çekmektense bakalım neyim varmış çıksın ortaya dedim. Bir saat sonra gittim endoskopiye girdim. Lan ben kolay bişey sanıyordum meğer kurbanlık koyun gibi yatmak ve içine metrelerce sokulan hortuma melül melül bakmak demekmiş tıp dilindeki endoskopi dedikleri meret.

Zaten acıyor içimde bir yerler bide hortumu soktular valla canımı teslim ediyorum sandım Azrail'e. Bir süre sonra doktor yanına çağırdı gittim. Baktı yüzüme " ÜLSER " dedi..! 

O an kanser dedi gibi hissettim valla utanmasam kadına kaç ay ömrüm kaldı diyecektim :))

Neyse ayrıntıları anlattı kısa zaman önce bir ilaç kullanmıştım. Hapı yutarken bol suyla yutmadığım için yemek boruma kapsülü yapışmış ve yara yapmış. Şimdi onun acısını çekiyormuşum. Bir kaç ilaç veri ve oruç tutmamı da yasakladı beni eve gönderdi. Günlerdir ağrı geçmedi o yüzden blogumu bu kadar ihmal ettim. Yemek yiyemediğim için halsiz düşüyorum. Sadece bebe bisküvisi ve sütle beslendiğim bile oldu. diğer şeyler hep yasak. Ama bugün biraz daha iyi hissediyorum ve hemen koştum buraya. 

Kısacası sevgili kar tanesinin en sevdikleri sizleri çok özlemişim ve sizden iyileşmem için dua bekliyorum...Sağlıkla kalın efendim...

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Bir Yere Gittim Gelecemm ;)

Kar'alayan Kübra yartaşı 2 Değerli Düşünce
Kar tanesi üç beş gün kayboluyor ortalardan... 

Erimeden gelirim.. 

Herkese sevgiler...


Ben gelene kadar bunu dinleyin :)


6 Temmuz 2013 Cumartesi

Kardeşimi Öldürdüler...

Kar'alayan Kübra yartaşı 2 Değerli Düşünce
Bir tek benim değil SİZİN de kardeşinizi öldürdüler.


Mısır'da yapılan darbe sonucunda Müslüman kardeşlerimiz öldürülüyor... Müslümanlar hakkında tutuklama kararlarının çıktığını gördüm haberlerde. Bir kez daha müslüman katli yaşanacak. Bugün namaz kılan bir grup üzerine saldırı düzenlediler, yarın belkide diri diri yakacaklar...Allah her şeyin hayırlısını verecektir. RABB'im onlarladır...

Bu şiir Seyyid Kutub'undur ve şu sıralar Mısır'a atfedilmiştir...

Ben izlerken gözlerim doldu ve Şehidlik makamına ulaşmayı çok diledim. 




Kardeşim sen parmaklıklar arkasında da olsan özgürsün 

Kardeşim sen prangalara vurulsan da özgürsün
Sen Allah'a bağlandığın zaman
Sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki 



Kardeşim karanlığın(küfrün) ordularını kökten sileceksin
Ve bununla yeryüzünde bir fecr doğacak
Sen ruhunu fecrin doğuşuna teslim et
O zaman fecrin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin



Kardeşim muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır
Ve zillete mahkum olmaktan yüz çevirmiştir
Muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları
Ebediyet kanı ile cennete yükselecektir



Kardeşim sana ne oluyor ki savaştan bıkmışsın
Ve omzundan silahını atmışsın
Söyle bana kim fedakarlık edecek ve yaraları saracak
Ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak



Kardeşim muhakkak ki ben bugün sarsılmaz dayanağa sahibim
Ve yerlerine dayanmış dağları,kayaları parça parça ederim
Yarın bu silahımla Siyonistlere karşı savaşacağım
Taki(küfrü) yeryüzünden yok edinceye kadar



Ben rabb ve din için intikam alacağım
Yılmadan resul ve sünnet üzerine devam edeceğim
Ya dünyayı kuşatacak zafer
Ya da Allah a sunulacak Şehadet



Kesinlikle kardeşim ben savaştan yılacak değilim
Silahımıda kenara atacak değilim
Şayet kardeşim ben ölürsem şehidim
Sen de övülmüş bir zaferle devam edersin



Muhakkak ki ben emin bir şekilde
Yıldızların Rabbi olan Allah a giden yol üzerindeyim
İster beni affedin ister beni cezalandırın
Muhakkak ki ben verilen ahde eminim



Kardeşim yürü tereddüt etmeden arkana bakma
Senin yolun kanla boyanmıştır
Oraya buraya aldırış etme
Allah tan başkasına boyun eğme



Kanadı kırık bir kuş değiliz ki
Bundan dolayı zelil görünüp öldürülelim
Adım adım çarpışmaya çağıran
Kanların sesini işitiyorum



Kardeşim benim üzerime ağlarsan
Benim kabrimi o içten damlalarla ıslatırsan
Ufalanmış kemiklerden kendine meşale oluştur
Ve ışığıyla yaklaşan zafere doğru ilerle



Kardeşim biz ölürsek sevdiklerimize kavuşacağız
Rabbimizin bahçeleri bizim için hazırlanmıştır
Muhakkak ki o cennetin kuşları etrafımızda kanat çırpacaktır
Ebedi diyar(adn cennetleri)bizim için ne kadar hoştur





Kardeşim sen parmaklıklar arkasında da olsan özgürsün 
Kardeşim sen prangalara vurulsan da özgürsün
Sen Allah'a bağlandığın zaman
Sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki 



Kardeşim karanlığın(küfrün) ordularını kökten sileceksin
Ve bununla yeryüzünde bir fecr doğacak
Sen ruhunu fecrin doğuşuna teslim et
O zaman fecrin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin



Kardeşim muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır
Ve zillete mahkum olmaktan yüz çevirmiştir
Muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları
Ebediyet kanı ile cennete yükselecektir



Kardeşim sana ne oluyor ki savaştan bıkmışsın
Ve omzundan silahını atmışsın
Söyle bana kim fedakarlık edecek ve yaraları saracak
Ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak



Kardeşim muhakkak ki ben bugün sarsılmaz dayanağa sahibim
Ve yerlerine dayanmış dağları,kayaları parça parça ederim
Yarın bu silahımla Siyonistlere karşı savaşacağım
Taki(küfrü) yeryüzünden yok edinceye kadar



Ben rabb ve din için intikam alacağım
Yılmadan resul ve sünnet üzerine devam edeceğim
Ya dünyayı kuşatacak zafer
Ya da Allah a sunulacak Şehadet



Kesinlikle kardeşim ben savaştan yılacak değilim
Silahımıda kenara atacak değilim
Şayet kardeşim ben ölürsem şehidim
Sen de övülmüş bir zaferle devam edersin



Muhakkak ki ben emin bir şekilde
Yıldızların Rabbi olan Allah a giden yol üzerindeyim
İster beni affedin ister beni cezalandırın
Muhakkak ki ben verilen ahde eminim



Kardeşim yürü tereddüt etmeden arkana bakma
Senin yolun kanla boyanmıştır
Oraya buraya aldırış etme
Allah tan başkasına boyun eğme



Kanadı kırık bir kuş değiliz ki
Bundan dolayı zelil görünüp öldürülelim
Adım adım çarpışmaya çağıran
Kanların sesini işitiyorum



Kardeşim benim üzerime ağlarsan
Benim kabrimi o içten damlalarla ıslatırsan
Ufalanmış kemiklerden kendine meşale oluştur
Ve ışığıyla yaklaşan zafere doğru ilerle



Kardeşim biz ölürsek sevdiklerimize kavuşacağız
Rabbimizin bahçeleri bizim için hazırlanmıştır
Muhakkak ki o cennetin kuşları etrafımızda kanat çırpacaktır
Ebedi diyar(adn cennetleri)bizim için ne kadar hoştur 

5 Temmuz 2013 Cuma

Sen ki; Can suyum...

Kar'alayan Kübra yartaşı 10 Değerli Düşünce



Hayaller… 

Hayaller ki; can suyumuz… 

Hayallerim ki; sen… Sen ki; can suyum…




Bir çocuğun pamuk şeker sevdası… Bir annenin evlat 

sevgisi… Bir babanın gözlerindeki gurur…



Karanlık bir gecede gökleri aydınlatan havai fişek… Su

 kenarında huzurlu dinleniş… Başımı yaslayabileceğim 

bir omuz…



Ağlatan sözlere gerilen göğüs… Beni kuşatan kafes…

 Yüzümü güldüren ses…




Yılların bekleyişi… Sonra kavuşulan huzur… Dudaktan

 yüreğe damlayan harfler…




Kimi zaman yüksek sesli bir müzik, kimi zaman ürkek

 bir ceylan bakışı…




Bir sabah gelmeyen otobüsü beklemek… Geç kalmak

 bir yerlere ve hatta kaybolmak inatla,  bilinçsizce…





Umursamamak hiçbir şeyi o bir çift gözden başka… 

Kelimelerle değil ifadelerle anlaşmak… İnatlaşmak…

 Kızdırmak…





Utanmak, kızarmak, defalarca sevmek delice 

tokatlarla…





Sınır koymadan yaşamak, sadece mutlu hissettiğin için 

yaşamak… Kaçmak, koşmak ve yine hayallerde uyumak…





Olmayan çocuğa annelik yapmak, babayı beklemek, Onu

 sevmek…



Hasta olmak, kızmak bağırmak ama affetmek, kıskanmak…





Gözleri kapalı bile onu görmek, görebilmek, rüyalarda 

yaşamak uyanınca unutmak…





Hayaller… 


Hayaller ki; can suyumuz…


Hayallerim ki; sen… Sen ki; can suyum…


 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review