7 Aralık 2014 Pazar

Ağrı'dan İzmir'e 1650 km/sa Hızla Kaçış

Kar'alayan Kübra yartaşı 18 Değerli Düşünce


Gün olmuş 7 Aralık saat olmuş 00:44 kar tanesi karşınızda :) Selamlar sevgiler.  Arada bir böyle post girişleri yaparak kendimi radyo programı sunucusu gibi hissediyorum. Hani olur ya şuh bir sesle gece şiir programı yapan karizmatik sesli abilerimiz(!) işte onlar gibi hissediyorum kendimi :D Az sonra severek ayrılanların birbirine özlemlerini dile getirdikleri bir şiiri okuyacak gibiyim :D 

Neyse bakmayın saçmaladığıma keyfim yerinde ondan böyleyim. Bakanlık atamaları sonuçları açıklandı. Kartanesi goes toooooo İZMİRR. 

Beyler bayanlar yolunuz düşerse beni de görmeden gitmeyin e mi ? Bakın bu kez Ağrı da değil güzelim İzmir yani boş geçilmez :D

Valla haberi aldığım gün sabahından b*k gibi başlamıştı öğle saatlerinde b*kluk yerini gözyaşlarıma bıraktı akşam ise tamamen sevinç çığlıkları ele geçirdi günümü. Okul idaresiyle sıkıntı oldu baya kötüydü ağladım zırladım falan sinirden o anda da bir dua etmişim ki sormaayın. aynen şunu dedim. "Allah'ım beni burdan kurtar artık dayanmakta zorlanıyorum isyan ettirmeden beni güzel bir yere mesela İzmir'e gönder." Bu duanın üstünden saatler geçti akşam oldu eve bi geldim sonuçlar açıklanmış baktım ekrana bastım çığlığı kocaman bir İzmir yazısı vardı. Hem şükrettim hem şok yaşadım. Duamın bu kadar çabuk gerçekleşmesine. Keşke başka şeyler de isteseydim yanında dedim valla :D Görüyor musunuz bendeki nankörlüğü :D 

Şimdilerde ise hazırlıklarımı ve yasal işlemlerimi yapıyorum. yolculuk tarihi belli değil ama umudum ocak ayına kalmadan gitmek düzenimi kurmak. Aaaa bu arada sevindiğim bir başka şey de hem masal perisiyle hem de memleketten yakın bir arkadaşımla beraber İzmir'de olmakk :D Masal perisi duyurmadı sanırım ama oda artık İzmir vatandaşı :D 

Hoş kalın hoşçakalın Birde şu yazarın kitaplarını okuyun ben okudum ve okumaya devam ediyorum. Tek kelime ve üç heceyle anlatmak gerekirse BA-YIL-DIM. 

Yazarın adı: Fatma ERDEK 

Kitapları: Kara Kış Beyaz Düş

                Melekler Zamanı

                Erken Rüya Zamanlar

11 Kasım 2014 Salı

-Tavuklara Fısıldayan Kadın-

Kar'alayan Kübra yartaşı 11 Değerli Düşünce

Şu Acun da olmasa saat 17’de başlayan kış gecelerini nasıl geçiririz bilemiyorum. Sağolsun TV8 i aldığından beri izlemek için alternatif kanal çıkmış oldu. Acaba eskiden geceler nasıl bitiyordu heheh. Yok yaa o kadar da değil yani son cümlem şakaydı. Acun olmasa da kış geceleri bambaşka efsanedir.
Sevgili sevenlerim size güzel haberlerle geldim. Hani bahsetmiştim ya adalet bakanlığı mülakatına girecem diye işte ona girdim ve tahminimden de güzel geçti. Araya insan ilişkileri çok kuvvetli dayısı güzel makamlarda olanlardan karışmazsa Ağrı’ya beyaz mendil sallama günlerim yakındır. Böyle havaya girdim ben yine hayaller falan mis gibi ama yine beklemediğim bir sonuç gelirse atarım kendimi aşağıdaki çuval dolu römorkun içine :D
Bana dua edin e mi? :D

Burada hayat çok farklı yaa geçen hafta sabah işe gitmek için merdivenlerden iniyordum apartmanı kediler mesken tutmuş. Malum benim hayatta en çok korktuğum canlıdır kediler. Adını bile duyunca içim ürperiyor. Hele yumuşaklığını düşününce alerjim ayaklanıyo derim beyazdan kırmızıya dönüyo bir kaşıntı bir huylanma aboo mahvoluyorum. Şuan tasvir ederken bile yaşıyorum o canlılar yüzünden :D neyse ilk kattaki topuklu ayakkabının içinden bana bakan yavru kediyi atlattım sıra en büyük mücadeleme geldi.  Bir yandan beni işe göndermemek için kapıyı tutma görevini zevkle yerine getiren yavru diğer yandan onu gözünde aslanlaştıran sonra da canını kurtarmak için topuklarını vura vura kaçan masum köylü :D Sabah böyle ekşın yaşayıp okulda da verimli olmam beklenmesin benden, korkudan aklım sırtımdam çıktı resmen :D

Bu olay bende koşullanma yarattı şimdi apartmana her giriş çıkışımda acaba üstüme kedi fırlar mı ya da kedilerle ilgili bir şey yaşar mıyım diye korkar oldum. Dün yine bu korkuyla kapıyı açtım işe gidecektim, üstüme tavuk kanatlarını çırpa çırpa atlayınca daha önce sırtımdan ıkan aklım çıkacak başka yerlerde buldu :D Yav insanın üstüne tavuk atlar mı ya, ne menem bir memleketmiş burası, ben ki kendini Monaco Prensesi ilan eden kişiyim benim de üstüme tavuk atladı hehe :D Burada yaşam garip valla yolu düşen olursa çeşitli eziyetler sonucunda buraya gelebilen olursa misafir ederim buyurun gelin o atlayan tavuklardan birini kıstırıp bir köşe de cızbız yaparız :D

4 Kasım 2014 Salı

Öğrenci Emeklisi Yeni Devlet Memuru

Kar'alayan Kübra yartaşı 18 Değerli Düşünce

Ağabeylerim ablalarım, yokluğumu fırsat bilip beni unutmaya çalışmayan vefalı gönlü güzel insanlar hepinize bu karlı havadan kar tanesinden selamlar :)

Bu bloga en son yazdığımda öğrenci emeklisiydim kısacası işsiz ve evde annesinin verdiği görevleri yapmakla yetinen öğleye kadar uyuyan akşama kadar tv karşısından yatan biriydim. Ama şu geçen birkaç ayda neler oldu neler.

4 yıllık ANKARA (kalp kalp kalp) hayatım bitti maalesef, şu an Ağrı’nın Diyadin ilçesindeyim. Bu cümledeki maalesefi Ankara’dan ayrıldığım için yazdım politik tartışmalar olmasın. Malum buralar benim mekânım ya o yüzden siyasi yorumlara açık değilim buralarda neler yaşadığımı nasıl gözle baktığımı da ancak ben bilirim. ( Daha yorum yapılmadan neyin savunmasını yapıyosam töbee töbee :D ) Neyse ben devam edeyim. Bakınız odaklanma sorunu yaşıyorum bunun sebebi yaklaşık bir aydır ilkokul çocuklarıyla çalışıyor olmam. Yaklaşık 500 öğrencim var. Sınıf öğretmeni olsam 30 öğrencim olurdu ama okulun tek rehber öğretmeni olduğum için 500 ü ile de ben ilgileniyorum.

Burada hayat çok farklı. Yazsam ağır acıklı roman olur yani o kadar diyebilirim. Aslında yazmayı denedim ama buradaki ilk günlerim tamamen gözyaşıyla geçtiği için yazsam unutmayacam ama unutmayı seçiyorum bu nedenle yazmayı bıraktım :)

Bütün yazı tembellikle geçirdikten sonra tercihlerimi falan yaptım açıklanması için gün sayarken annemle öyle bi havaya girdikki sanki benim deniz kenarı güzel bir yere atanacağım garantiymiş gibi hayaller falan kuruyoruz. İlk zamanlar annem de benle gelecek ev tutacaz içini döşeyecez akşamları yürüyüşlere çıkıp gündüzleri gezecez. Ben işten gelcem annem yemek hazırlayacak ben günümün nasıl geçtiğini anlatırken annem de bana yeni öğrendiği tarif ve örgü modellerini anlatacaktı. Ben valizlerimi falan hazırladım. Ahaha görmeniz lazım hep incecik kıyafetler koydum. Sadece akşamları deniz kenarında yürüyüş yaparken giyinirim diye orta kalınlıkta kıyafetler koydum :D  Şuan da fark ettim çok acemice davranmışım, dereyi görmeden paçayı sıvamışım :D
Ben böyle hayallere daladurayım MEB bana dediki sen misin bu kadar manyaklaşan al sana kapak olsun.                                Atandığınız yer AĞRI DİYADİN.                Ekranda bu yazıyı görünce beynim o kadar kabul etmiyoki sayfayı yeniliyorum belki hata vardır diye ahahah :D  Hayal kırıklığının boyutunu tahmin edin artık. Günlerce ağlamaktan gözlerimin beyazı kırmızıya döndü. Google dan ilçenin fotoğraflarına  bakıp bakıp isyan ediyordum. Hele bi fotografta ana cadde dedikleri yerden yolun ortasında inekler falan yürüyordu. Onu görmemle çığlığı basmam bir oldu. “ Ben kızılayda gezmekten sıkılan biriydim. Kızılay bana dar gelirken ben burada napacam ineklerle mi gezcem. Orda Türkçe de konuşmuyolardır ben nasıl anlaşacam”   Evde böyle isyan cümlelerini duymaktan sıkılan annem babam atık tamam gitme o zaman falan demeye başladılar ben de buna ikna oldum. Özel sektörde iş bulmaya çalıştım. Ama maşallah özelde de patronlar resmen vicdan yoksunu bana öyle cüz’i miktar söylüyolar ki öğrenciyken babam bana daha fazla para yolluyordu. O kadar çalışıp bunu alacaksam çalışmam babam verir dedim :D 
Burada anlatsam sıkıcı olacak o kadar çok şey yaşadım ki o yüzden özet anlatmaya çalışıyorum. Atandıktan yaklaşık bir ay sonra ben artık kabullenmişim evde durcam özelde iyi bir iş bulursam çalışcam diye hatta pastacılık kursuna başladım. Başladığım gün çok acayipti yaa. Sabahtan kalktım kahvaltımı yaparken daha önceden Adalet Bakanlığına yaptığım başvuru kabul edilmiş mülakata çağrıldığım haberini aldım. Adalet Bakanlığında çalışmayı o kadar çok istiyordum ki mutluluktan uçar vaziyetteydim falan sonra hazırlandım yine hayatımdaki büyük tutkulardan biri olan pastacılık kursuma gittim orada mussmutlu saatler geçirdim. Akşama kadar her şey çok güzeldi, taa ki akşam babam bana acı haberi verene kadar. Eğer atandığım okulda göreve başlamazsam bakanlık mülakatını geçsem bile cezalı olacağım için işe başlayamazmışım. Devlet memurları kanununda bu yazıyormuş. Aynı gün bir insan bu kadar çok duyguyu bir arada yaşayabilir mi yaa. Bir ay önce kesilen ağlamalarım o akşam yeniden başladı. Ağlaya ağlaya valizimi yeniden hazırladım. Ertesi akşam babamla birlikte yola çıktık. Yaklaşık 20 saat yolculuk sürdü otobüsten inince dağılmış vaziyetteydim. Hiç dinlenemeden bu kez de MEB de işlerimi halletmeye çalıştım. Zaten bana verilen sürenin sonuna gelmiştik her geçen gün benim aleyhime olacak diye koşarak hallettim her işimi. Artık ayaklarımda derman kalmamıştı. Kalacak yer bulamadık ellerimizde 3-4 valizle ortada kaldık. Ne öğretmenevinde kalacak bir boş oda var ne de otele benzeyen ama bana oranın otel olduğunu asla inandıramayacakları yerde düzgün bir oda vardı. TV de haber yapılacak kadar temizlik yoksunu olan o oteldeki odaların kapıları da kapanmıyordu. Ben orda kalsam gece biri gelse odama girse ruhum duymaz bi de benim uykum ağır. Kazaya kurban giderdim valla :D :D Bir de burada yollarda asfalt yok Arnavut kaldırımı her yer taş döşeli, önce taşı döşemişler sonra da alt yapı nedeniyle sökmüşler her yer toprak. Haliyle yağmur yağınca çamur oluyo. Geldim geleli evden çıkarken siyah olan pantolonum eve gelince gri oluyor. Babamla o toprak- çamur yollarda 3-4 valizle ortada kaldık. Ne acıkınca yemek yiyecek nezih bir yer var ne doğru düzgün bir market. Şöyle anlatayım buranın en lüks yeri A101. Burdan da yeri gelmişken A101 in sahibine şükranlarımı sunuyorum. Allah ondan razı olsun aç kalmaktan kurtuldum onun sayesinde. Çaresizlik içinde babamla dolanırken akşam olmaya başlamıştı yavaş yavaş ilçede hayat durdu. Saat 17.30 u gösterirken sokaklarda kedi köpekler ve babamla ben kalmıştık. Kalacak hala bir yerimiz yoktu. Oturdum sokak lambasının aydınlattığı ara sokakta bir kaldırıma içimi çeke çeke ağladım. Hiç bu kadar aciz ve çaresiz hissetmemiştim. 

Kul sıkışmadıkça Hızır yetişmezmiş. Buna o kadar derinden inandım ki en aciz anımda haber geldi kalacak bir yer bulduk. Aynı okulda çalışan bir erkek bir kadın öğretmen bize evini açtı. Babam beni kalacağım eve bırakıp kendi kalacağı yere gitti. O gece yastığa kafamı koyduğumu bile hatırlamıyorum direk uyumuşum. O kadar yoldan gelip koşturup bir yandan da ağlayarak kendimi harap edince aralıksız saatlerce uyumuşum. Sabah kalkıp yeniden düştük yollara okuluma gittim tanıştım birileriyle vs.
 İlk günler oldukça zor geçti.
Şimdi.. Şimdi mi ne yapıyorum. Hemen anlatayım.
O ilk gece bana evini açan melek gibi ev arkadaşım Melek oldu.  Gözümü açtım onu gördüm şimdi de çok iyi anlaşan ev arkadaşları olduk. Eşya aldım yerleştim onun üstün çabaları ve sıcaklığı sayesinde alıştım bu mahrumiyet bölgesine.
Okulum, o kadar iyi ki çalışma arkadaşlarım müdürüm müdür yardımcım pırlanta gibi insanlar. Onlar bu kadar iyi olmasa belki de alışamazdım.
Burada ve okulda hoşuma gitmeyen önemli şeylerden birisi de pkk sevgisinin benim tahminimden biraz daha fazla olması :/ maalesef ki bu konuda asla onları anlamayacam, empati kurmayacam, anlamaya da çalışmayacam.

Aksiyonlu günler aksiyonlu bir yer burası. Daha çıkan öğrenci de var, devletten para almak için çocuğuna zeka engelli raporu alan da. Yüzümüze baka baka Türklere küfreden de var öğretmenim başımızın tacısın diye önünü ilikleyen de.

Anlatmakla olmak yaşamak lazım :) Bu arada mülakat bu hafta Cuma günü olacak 3 gün kaldı umarım başarılı olurum ve hayalime bir adım daha yaklaşırım. Bana dua edin. Hasretle büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öperim. Ankara bekle beni olur mu 3 gün kaldı buluşmamıza.

Bu arada buraya kar da yağdı hem de lapa lapa, batıda ince hırkayla gezenlere kar botları ve kalın kabanlarımdan selam olsun :D

Sevgiyle kalın. Sevgiden başka her şey geçici. İyi geceler.

10 Temmuz 2014 Perşembe

Yıldız Şeklinde Kum Taneleri

Kar'alayan Kübra yartaşı 8 Değerli Düşünce

Selamlar efendim,

Yaz aylarının sıcaklığı son günlerde insanın hararetini artırırken denizin serin esintisi insanın içini ferahlatıyor. Ahh keşke bu cümleyi şuan bir sahilde otururken kursaydım :) Neyse artık şimdilik balkonda otururken söyleyeyim de bir başka zaman da öyle söylerim. 
Eveet bakın size neyden bahsedeceğim. Çekik gözlülere olan hayranlığıyla onlar hakkında çoğu şeyi bilen kardeşimden öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşıyorum. bunu az önce de Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında sordular mutlu oldum bildiğim için :) Çalışkan küçük adamlar yine sahip oldukları bir şeyle vay anasını dedirtmeyi başardı :) Japonya'da Okinawa Adası'ndaki kum taneleri yıldız şeklindeymiş. :) Çok iyi değil mi yaa aynı kar taneleri gibi :) Bakınız işte Okinawa Adası 


8 Temmuz 2014 Salı

KPSS İçin Tüyolar

Kar'alayan Kübra yartaşı 1 Değerli Düşünce

Selamlar herkese bol güneşli bol bereketli huzur dolu bir Ramazan sabahından kucak dolu dualar gönderiyorum sizlere. Ramazan yine maneviyatını da aldı geldi bu yıl ancak ben ve benim gibi bir çok insan maalesef bu tadı yeterince alamadı çünkü herkeste aynı dert KPSS ! 5-6 temmuzda ilk ayağı yapıldı. Bazı öğretmenlikler için 20 temmuzda ikinci ayağı yapılacak. Bazıları kurtuldu ancak benim gibi alan sınavına girecek olanlar hâlâ daha bu stresi atamadı. İnsan her ne kadar hayırlısı olsun dese de aslında 'Emek verdim yahu alayım karşılığını, ben de sekiz beşe, 657'ye tabi devlet memuru olup hayatımı artık yoluna koyayım.' demek istiyor. 

İstiyoruz istiyoruz ama gel gelelim ne kadar çalışsak da evlere şenlik bir derdimiz var:  Stres-Kaygı-Panik.
Peki nasıl üstesinden geleceğiz bu olumsuz duyguların? 

Bu duygularla ilgili bilgilerimi kendi tecrübelerimle harmanlayıp sınav öncesi yaşanan stres ve kaygıyla baş etme hakkında faydalı olmak isterim. Zira sınav ve stres hayatımızın her alanında. 

  • İnsan beyni öyle mükemmel çalışır ki ona neyi öğretirsen bedenini ona göre yönetir. Bu sebeple öncelikle beynimize şunu öğretmeliyiz; stres ve kaygı kötü duygular değildir. Onları kötü olarak algılatan seviyesidir.  Kaygı uygun düzeylerde seyrettiğinde kişiyi çalışmaya motive eder ve başarıyı arttırır. Ancak kaygının çok yüksek veya çok düşük olması sonucu olumsuz etkiler. En iyi performans, optimum kaygı düzeyi ile gerçekleşir. Dolayısıyla kaygımızı yükseltebilecek durum, düşünce ve konuşmalardan sınav öncesinde uzak durmalıyız, kendimize olan güvenimizi, başarabileceğimize olan inancımızı besleyecek etkinlikleri artıralım.

  •  Olumsuz düşüncelerin insan zihnini negatif yönde etkileyip kaygı düzeyini arttırdığı bilimsel yöntemlerle kanıtlanmış bir gerçektir. “Yapamayacağım”, “Başaramayacağım” şeklinde bir düşünme biçimi kaygının gereğinden fazla artmasına sebep olur. Bu tür düşüncelerin bize ve duruma hiçbir faydası yoktur, sadece stres yönetimimizi zayıflatır. Sınav öncesinde ve sırasında başarısız olacağımız, süreyi doğru kullanamayacağımız, bildiğimiz bilgileri anımsayamayacağımız, gibi olumsuz senaryoları, kazanamazsak ne yapacağımız sorgulamalarını zihnimizden uzaklaştırmalıyız. Eğer düşüncelerimizi yatıştırmakta zorlanıyorsak, her aklımıza geldiğinde “Bu tür düşüncelerin şu anda bana bir faydası yok, bunları sınav sonrasında etraflıca düşüneceğim” diyerek ertelemeliyiz.

  • Sınav öncesinde kaygı düzeyimizin bir miktar artması normaldir. Sınavdan birkaç gün önce yeni konular çalışmak, “Hala bilmediğim şeyler var”, “Acaba yeterince çalışabildim mi?”, “Bütün soruları yapabilecek miyim?” gibi olumsuz düşüncelerimizi aktive edeceğinden, kaygı seviyemizin daha da artmasına sebep olabilir. Sınava kadar hazırlandığımız süre içinde elimizden geleni yaptığımız, sınavda cevabını bildiğimiz ve yapabileceğimiz birçok soru olacağı gerçeklerine odaklanmak bizi rahatlatacaktır.

  • Sınavdan önceki günler için kendimize rahatlatıcı ve keyifli basit aktiviteler planlayalım. Bu tip aktiviteler stres düzeyimizin azalmasını sağlayacaktır ki, bu da sınava hazırlığın önemli bir kısmıdır ve soru çözmek kadar işlevseldir. Unutmayalım, bu tür sınavlar aynı zamanda stres yönetimi becerisini de değerlendiren sınavlardır, ve sınav esnasında performansımızı en iyi şekilde ortaya koyabilmemiz de başarının bir parçasıdır. Sınavdan önceki günler bu tür bir hazırlığa ayrılmalıdır.

  • Sınav yerine önceden gidip, sınava gireceğimiz sınıfı görmemiz, sınava gireceğimiz sınıfta bir sıraya oturup daha önceden çözdüğümüz birkaç soruyu çözmemiz ortama ve çevredeki uyaranlara alışmamızı sağlar. Bu tür bir simülasyon olumlu düşüncelerimizi harekete geçirecek ve sınav günü için rahatlatıcı bir hazırlık olacaktır. Ayrıca, aşina olduğumuz ortamlarda kaygı seviyemizi kontrol etmek çok daha kolaydır.

  • Sınav esnasında sürenin yetmeyeceği hissine kapılmamız bizi panik haline sokar ve okuduğumuzu anlayamamamıza, hızlanalım derken normalde yapabileceğimiz soruları da kaçırmamıza neden olur. Herkes için durum hemen hemen şöyledir; 120 adet sorunun 60 tanesi genel yetenek 60 tanesi genel kültürdür. Genel yetenek kısmında uzun Türkçe paragrafları ve matematiksel işlemler olduğundan sınavda her soru için 1 dakika baz alınarak verilen 120 dakikanın yarısından fazlası genel yetenek kısmına harcanacaktır. 60 ile 75 dakika arası genel yetenek için normaldir. Zira genel kültürde sorular daha kısadır ve biliyorsanız yaparsınız yoruma fazla açık değildir. Bir dakikadan daha kısa zamanda çözülecek çokça soru vardır. Genel kültüre fazladan 10-15 dakika harcamamız bu nedenle sorun olmayacaktır.


Üzerinde durmak istediğim bir başka noktada şu; o gün bizim için önemli evet başarmak istiyoruz ama o günü haddinden fazla özel kılmak bedensel fonksiyonlarımızda bazı bozulmalara neden olabilir. Normalde yaşamadığımız durumlarla karşılaşmak o gün bizim için büyük sıkıntı yaratabilir. Bu nedenle her zaman ne yiyorsak o günde onu yemeliyiz. Okunmuş gıdaları vücudumuza yüklemeyelim :) Her zaman sabah spor yapıyorsak yine bozmamalıyız. Bedenimize acil durum alarmı vermek onu kaygılandırmaya sebep olur her şey kontrol altında mesajı sınavın rahatlığı açısından daha iyi olacaktır.

Son olarak unutmamalıyız ki bu sınav bizim hayatımız değil, canımızdan, sağlığımızdan kıymetli değil. Başarılı olmayı çok istiyoruz ama herhangi bir aksilik nedeniyle işler yolunda gitmezse de Allah’a şükürden vazgeçmeyelim. Elimizden gelen her şeyi yaparız takdir O’na kalmıştır.


Hayatınızdaki tüm sınavlarda başarılar diliyorum kendinizi önemseyin ve gülümsemeyi eksik etmeyin :) Çünkü gülünce çok güzel oluyorsunuz :)

30 Haziran 2014 Pazartesi

Rengarenk #Makaron Tarifi

Kar'alayan Kübra yartaşı 0 Değerli Düşünce


Merhabalarrrr...

 Mutlu haftalar dileyerek huzurlarınızdayım. Kpss'ye günler kala heyecan ve kaygı düzeyim hat safhadayken kendimi rahatlatmak adına mı yoksa sınava az kaldı diye mi bilmiyorum ben yine hobi işlerine heveslendim. gözümü açtım 'instagram'a girdim hemen hobi sayfalarının yeni paylaşımları var mı diye baktım, yok o olmadı 'pinterest'e baktım falan filan. Bu arada beni pinterestler tanıştıran sevgili ev arkadaşım canım canım cici masal perisine burdan kucak dolusu vintage pembe güllerinden gönderiyorum :) Onun da blogunu ziyaret etmek isterseniz Şuradan tık tık.! baktığınızda göreceksiniz ki tam anlamıyla cici bici bir kız :)
Bu posun devamında sizinle bu aralar rüyalarıma giren ve Kpss'nin ardından, koşarak eve gelip yaparak kendimi ödüllendireceğim bir tarif paylaşacağım. ayrıca aklıma yeni gelen bir fikirle belirtiyorum ki bence 3-5 katlı düğün pastaları yerini şuan cupcakelere bıraktı belki ilerde de makaronlar servis edilir düğünlerde. en azından ben öyle yapmaya karar verdim :)

It's MAKARON !




                          
(Bu tarifi şu siteden aldım. Bir kaç noktada değişiklik yapmayı planlıyorum eğer tutarsa yeni tarifimi oluşturup paylaşacağım)

MALZEMELER:

  • 75 gram yumurta akı (bayat)
  • 75 gram toz badem
  • 150 gram pudra şekeri (mümkünse katkısız)
  • 30 gram normal toz şeker
  • 10 gram şekersiz kakao
  • 1 çay kaşığı tuz
Ganaj Kreması İçin:
  • 100 gr sütlü çikolata
  • 100 gram krema
HAZIRLANIŞI:

İlk olarak krema için, sıvı krema sos tenceresine alınır ve kaynama noktasına gelince içine çikolatalar ilave edilir, eriyene kadar kısık ateşte karıştırılır. İlk başlarda sıvı olan krema, siz makaronlarınızı yapana kadar buzdolabında çokokrem kıvamına gelecektir.
Makaron için, yumurta akları bir fiske tuz ile birlikte cam kasede düşük devirde çırpılmaya başlanır. Köpüklenme olunca, toz şeker, 5 sefer de ilave edilir. Yüksek devirde traş köpüğü kıvamına gelinceye kadar çırpmaya devam edilir. (bu kısımda her renk gıda boyası ile renklendirme yapabilirsiniz) Birlikte Robottan ve elekten geçirilen badem, kakao ve pudra şekerinin yarısı eklenir ve alttan üste doğru aklar ezilmeden hassas hareketlerle karıştırılır. Daha sonra diğer yarısı eklenir ve aynı şekilde karıştırılır. Sıkma poşetine doldurulan makaron karışımı yağlı kağıt serili tepsiye 3 cm aralıklarla 1 TL büyüklüğünde sıkılır ve 30 dakika kurutulur.

Önceden ısıtılmış fırında 160 derecede 15 dakika pişirilir. Soğuyunca yerinden çıkartılır ve eşleştirilir. Aralarına ganaj kreması sürülür ve 1 gün sonra servis yapılır.

Bu ölçülerden 35 tek, 12 -13 adet çift makaron çıkıyor.

PÜF NOKTALAR:
1) En önemli püf nokta, yumurta akının bayat olması. Yani şimdi canım çekti dur bir makaron yapıp da yiyeyim deme lüksünüz yok. 

Yumurtanın akını 2 gün önce ayırıp, cam bir kaseye koyup, üzerini streçle örtüp buzdolabında bayatlatmanız gerekiyor. Kullanmadan önce de, 1 saat önce çıkartıp oda sıcaklığına getirmeniz lazım.
2) Bir diğer önemli nokta da hassas terazi ile çalışmak, gram ölçülerine uymak gerekiyor.
3) Makaronları tepsiye sıktıktan sonra 3 kez sertçe tezgaha (tepsiyi) vurmanız gerekiyor ki çırparken oluşan kabarcıklar kabarmayı engellemesin.
4) Makaronları sıktıktan sonra oda sıcaklığında üzeri kabuk bağlayana kadar kurutmanız gerekiyor. (Yaklaşık 30 dakika)
5) Makaronları fırında az tutarsanız sakız olur, çok tutarsanız kupkuru olur. 15 dakika yeterli geliyor. İlk 12 dakika da fırın kapağı asla açılmıyor.
6) Makaronlara sıcakken dokunulmuyor. Diğer kurabiyeler gibi sıcakken yerinden oynatırsanız elinizde kabuğu kalır. Soğuduktan sonra spatula yardımı ile çıkartmanız gerekiyor.
7) Yumurta aklarını da traş köpüğü kıvamına gelene dek çırpmanız lazım, eğer bu kıvama gelip de hala çırpmaya devam ederseniz yumurta akı söner. 
8) Tüm kuru malzemeleri hem robottan hem de elekten çekmeniz gerekiyor.
9) Çırpma işlemi bittikten sonra metal birşey kullanmıyorsunuz, Sadece spatula ya da tahta bir kaşıkla, alttan üste doğru yavaş hareketlerle karıştırıyorsunuz.
10) 1 gün sonra tüketirseniz lezzeti ortaya çıkar 
11) Arasına sadece krema sürmek yerine meyve parçacıkları veya çekilmiş kuruyemiş (badem,ceviz,fındık vs.) kullanabilirsiniz.
12) Çırpma işlemini cam ya da metal kasede yapıyorsunuz, yumurta aklarını döve döve kabartıyor. 

İşte renk renk makaronlar












27 Haziran 2014 Cuma

Sanat Bana Göz Kırptı 2

Kar'alayan Kübra yartaşı 1 Değerli Düşünce
Ladies and gentlemen kameramdan sıcak sıcak Ramazan öncesi fotoğraflar geelldiiiiii. yorumlar gelsin pleasee.. Bana fotoğraf makinesi modeli önerebilecek dostlara ihtiyacım varr duyrulurr.



---   &   ---





---   &   ---





---   &   ---





---   &   ---


(Bu fotoğraf karesi ablamın bu akşamki şimşek showu şahesere dönüştürmesiyle ortaya çıkmıştır.)


Yaşlılığımın İlk Belirtisi Baş Gösterdi

Kar'alayan Kübra yartaşı 2 Değerli Düşünce

Vay benim dertli başıım, vay benim genç yaşta hasta olan bedenimm...

Selam gençler ve kendini genç hissedenler, bu günkü postta azcık ufaktan dert yanacam. Hastayım ya ben, yaşlılık hastalığına tutuldum :(

Yaklaşık bir aydır bel ağrım vardı, soğuk dedim stres dedim doktora gitmedim. iyi mi ettim sanki hıh. İki gün önce gittim belli tahlillerden sonra ortaya çıktı hastalığım. Bel Fıtığı yani ilk yaşlılık belirtim. Oyy anam oy bu yaşta bu hallere mi düşecektim been.

Doktora neyim var dediğim de bana şunu dedi hehee "ailen seni inşaatta falan mı çalıştırdı bu yaşta bu kadar ileri fıtık normal değil." Ben de diyecektim ki geçen hafta köye gittik bağ bostan işleri yaptırdılar sonra dedim ki neyse ailemi rencide etmeyeyim hehe vazgeçtim :D  

Böyle güldüğüme bakmayın doktor konuşurken ağlayacaktım gözlerim dolu dolu oldu valla. Ameliyat seviyesindeymişim hemen yüzmeye başla dedi bir sürü ilaç verdi iğneler sıra sıra geliyor. Her yerim de iğne izi oldu uyuşturucu kullananlar gibiyim :D

Neyse buna da şükür hiç değilse ayağa kalkıp yürüyorum hala. Neşem yerinde ailem yanımda kpssye az kaldı ama ben hala yatıyorum oh oh daha ne olsun :D

23 Haziran 2014 Pazartesi

Siyah Saçların Suçlusu Sensin

Kar'alayan Kübra yartaşı 6 Değerli Düşünce


Saçlar Mona ah bu cefakar saçlar...

XY'ler çıldırtıyor insanı bilir misin? Sizin orada da var mı böylesi yoksa bize mi özel ?

Peki Mona sen de hiç sırf kızdığın için sarı saçlarını boyadın mı siyaha, sırf o seviyor diye uzattığın o telleri tek makas hamlesiyle bitirdin mi? Ya daa.. Ya da ne bileyim sırf o gülmeni seviyor diye surat astın mı? 

Anladım Mona haklısın XX'ler de en az XY'ler kadar anlaşılmaz ve can sıkıcı... 

O halde yeni saçlarıma 'Merhaba' de...




22 Haziran 2014 Pazar

Blogumda Yenilik Var

Kar'alayan Kübra yartaşı 12 Değerli Düşünce
İyi geceler sıcak bir yaz gününün, sıcak akşamında bu saatte uyumakta zorlanan ahalii. Saatler 01.24'ü gösterirken ben de blogumdaki bir yeniliği sizlerle paylaşmak istedim.

Bir süredir fotoğraf çekme ve çekilme işlerine merak salmıştım ve ufacık bir arşivim oluştu bile, düşündüm ve bunu sizlere de göstermek istedim. Kısa zaman içinde bir profesyonel makine alarak bu işi ilerletme fikrindeyim. sizler de bana makine ve kompozisyon önerilerinde bulunarak yardımcı olursunuz belki. Yani yardımlarınız beni inanılmaz sevindirir :)

Bu fotoğraflarımı tek başlık altında toplamak istedim ve bu albüme de 'Sanat Bana Göz Kırptı' dedim. Bu gerçekten fotoğrafların hikayesini anlatıyor. Hiç beklemediğim anlarda birden bir kompozisyon ilgimi çekiyor ve bende deklanşöre basıyorum işte aşağıdaki fotoğraflar çıkıyor ortaya.

En güncellerinden başlayayım dedim ve dün çektiğim fotoğraflardan bir demet yaptım. Köye gitmiştim ve uğur böcekleri ilhamım oldu. Buyrunuz efendim nacizane makinemden çıkanlar... Yorumlarınızı bekliyorum...





---   &   ---




---   &   ---




---   &   ---





---   &   ---




---   &   ---




---   &   ---




---   &   ---




Şimdilik bu kadar hoşçakalınn... Yorum bırakmayı unutmayın e mi ?





20 Haziran 2014 Cuma

Heeyyyooooooooo Kartanesi'ni Özleyen Vaar mııııııı?

Kar'alayan Kübra yartaşı 13 Değerli Düşünce

Selamlarrr sevgili özlediklerim, özleyenler, özlemeyi sevenler... Selamlar en sevdiklerim :)

Yaklaşık bir senedir yayın göremediniz benden, biliyorum çoook uzak kaldım ara ara geldim ama yazamadım sadece okuyup gittim ama sanırım artık temelli geldim :) 

Nerelerdesin diye yorum bırakanlar oldu, özlettim ama gerçekten bunun sebebi tamamen ÖSYM'dir. Kpss'ye hazırlanıyorum son 15 günüm kaldı ve bende durumlar Yusuf Yusuf.

Bu arada okul bitti sevgili okuyucularım, artık karşısınızda bir psikolojik danışman var öhöm öhöm :)  Şimdilik işsizim Kpss sağolsun onu bekliyorum geleceğimi şekillendirmek için, ama annem bu işsizliğimi evde ev işi yaptırarak gideriyor sağolsun :)

Salı günü topladım pılımı pırtımı baba evine döndüm. Ankara'dan ayrılmak zor oldu 4 yılım geçti orada çok kıymetli zamanlar geçirdim, çok kıymetli insanlarla tanıştım görüştüm. Hayatımdan çıkanlar, hayatıma girenler, yaşadıklarım, anılarım, deneyimlerim... Hepsi kıymetli hepsi paha biçilmez. Hüzünlüyüm ama mutluyum hayatımda bir sayfa kapandıysa da yenisi açılıyor ve ben yanlışlarımı görüp düzelterek yoluma devam ediyorum. 

Şimdilik burada veda ediyorum ama artık buralardayım sizlerleyim. Çok özlendiniz çok öpülüyorsunuz :)

İyi geceler efendim.. Sevgiler...

12 Mart 2014 Çarşamba

Türkiye İçin Cenaze Vakti

Kar'alayan Kübra yartaşı 11 Değerli Düşünce

Zor günler geçiriyoruz vesselam... Ülkede gerek seçimler yüzünden gerekse başka siyasi olaylar yüzünden hep bir kaos ortamı var. Önceden meydan savaşları olurmuş. yiğitçe herkes meydana gelir canla başla mücadele edermiş bir amaç uğruna ama şuan herkeste bir gevşeklik bir kaypaklık. Herkes birbirinin arkasından iş çeviriyor. Herkes birbirini suçluyor. Herkes haklı herkes suçlu.

Ama ya masumlar?

Siyasetle alakası olmadan kendi halinde yaşayanlar? Bknz. 'BEN'

Son günlerde artık takip edemediğim kadar çok eylem olmaya başladı. Ve nedense (galiba ben belayı çekiyorum) bir kaçının içine istemeden dahil oldum. Masumca amaçlar uğruna gözyaşı akıttım. Arkadaşımla buluşmaya gittim meğer eylem varmış gaz yedim. LANET sınav KPSS için dersaneye gittim gaz yedim ağlaya ağlaya geldim eve.

Anlamadığım şey şu. İnsanların bu kadar düşmanlıkları ne için. Değer mi kıdem, şan, şöhret, mevki için can yakmaya. Benim sitemim tarafların hepsine. Şiddete eğilimi olan herkese. Bugünümü zehir eden herkese.

Bu şiddete kurban giden tüm canlara Allah'tan rahmet diliyorum...

5 Mart 2014 Çarşamba

Söz Verdin Tut Bari Adam

Kar'alayan Kübra yartaşı 13 Değerli Düşünce
Söz verip sözünde durmayan insanları anlayamıyorum. 

Randevu ayarlayıp beni saatlerce telefonun ekranına 'ha aradı ha arayacak' diye bakmaya mahkum eden zihniyeti çözemiyorum. 

Tüm günümü yemesinin yanında, işlerimi de halletmeme engel olan kişinin kendini açıklama metnini merak ediyorum. 

Kızgınım vesselam.


26 Şubat 2014 Çarşamba

"Sevgilim n'olur öl !"

Kar'alayan Kübra yartaşı 14 Değerli Düşünce


"Hani hatırlıyor musun beraber gölün kenarında oturmuştuk. Gece karanlığı gözlerimizin önüne perde çekerken bakışlarımız direniyordu. Ben pes etmem ya bilirsin bir kere bakınca sen çekene kadar dayanırım, yine öyle olmuştu." 

"Evet."

"Güzeldi... Sonra bir ses geldi. Göl kenarındaki mekanların birinde nikah vardı. Önce gelin evet dedi yüksek sesle, alkışlar kesilmeden damadın "evet"i duyuldu. Şahitlerin "evet"i de şahlandırdı alkışları ve evlendiler... Havai fişekler karanlığa başkaldırırken senin bakışların da içimi eritiyordu."

"Hı hıı."

"El ele gezerken su sesiyle bizim gülüşlerimiz karışıyor, adımlarımız birbirine uyum sağlıyordu. Ben seni düşürmeye çalışıyordum ama sen her seferinde anlayıp tuzağıma düşmüyordun."

"Evet."

"Gün batımını da beraber izlemiştik. Şehrin gürültüsü yavaş yavaş kesilip ortalık tenhalaşırken biz de yorulmuştuk. Ben senin omzuna başımı koydum, üzerinde oturduğumuz duvarda ayaklarımı sallayıp uzaklardan gelen müzik sesleriyle ritm tutuyordum. Ellerim avuçlarının arasında korunmaya muhtaç bir yavru kuş gibiydi. Sanki sen o kuşun tüylerini okşar gibi okşuyordun ellerimi. Kaçamak bakışların, tatlı öpüşlerinle o anın ölümsüzleşmesini istemiştim."

"Aşkım"

"Söyle bitanem. Söyle en özel anları bana yaşatan güzel gözlü yakışıklı. Sen söyle ben tüm ömrüm boyunca seni dinlerim. Söyle her şeyimm.."

"Hatırlamadım."

"?!!'?^????!?!?!!"


23 Şubat 2014 Pazar

Kanın Deli Gibi Aktığı Bir Aşk Hikayesi

Kar'alayan Kübra yartaşı 15 Değerli Düşünce


Erdem ben. Bir zamanlar, kanı deli akan bir ergenim. Kendime liseli-delikanlı-genç yada kızların kolayca kanına giren yakışıklı demeyi tercih ediyorum ama genelde çevrem libidosu tavan yapan ergen hitabını kullanıyorlar. 

Lise, ahh yaşamımın anlam kazandığı mekan. Ders, hoca, sınav falan bahane. Onlar sadece benim için engelli koşudaki engeller. Asıl amaç çevre yapmak ve bilimum zararlı alışkanlıkları edinmek. Sigara, serserilik ve yaramazlık dışında kızlara çok takılırım. 17-18 yaşındaki erkeklerin hayat yakıtı kızlardır. Onlara hoş görünmek ve onları etkilemek için yaşarız. Adımlarımızı kızların bakışları yönlendirir. 

Sen de şeytan tüyü var derler bana. Bir kez konuşunca hemen etkilerim insanları. boylu poslu kaslı omuzlu değilim ama dilimdeki kıvraklık kızları çekmeme yeter. Çoğu zaman birden çok sevgilimle aynı yaşam dilimini paylaştım. Çok kez yakalanma tehlikesi atlattım ama hiç fire vermeden hepsini de başarı ile sonlandırdım. İlişkiyi bitirme nedenlerim çoğunlukla kızların dırdırcı olması. Bir de benim bu kendime has havama aşık olanlar var ama sonra da havalı olmamı beğenmeyip havamı almaya çalışanlar var. Şu yaşıma kadar kaç sevgilim oldu bilmiyorum. 100-150 kesin var gerisini sayamadım.

Bir gün yine okuldayım. Alt dönemden bir güzellik geçti yanımdan. Afet, kız tam bir afet. Saçlar, gözler, salına salına yürüyüşü beni benden alan cinsten. Aklımı yitirdim. Beynime kazındı 5 saniyelik yanımdan geçişi. Karar verdim elde etmeye. Başladım takibe. Kızın sevgilisi yokmuş kendini genelde derslerine veren ve üç dört kişilik bir kız arkadaş grubuyla takılan kendi halinde bir kız. Erkeklerle pek muhabbeti olmazmış. İşime geldi böyle olması. hem onu istiyordum ama o anda da yeteri kadar sevgilim vardı. Neyse dedim kendi kendime zaten erkeklerle muhabbeti yokmuş tehlike yok. Elimdekileri bitirince onu yaparım kendime. Okulda yine de göz hapsinde tutuyordum ki onu sadece izlemek bile kat be kat sevap. Başkalarında olmayan bir tat var ona bakmakta bile. Bir saflık, duruluk içimi huzura erdiriyor.

Bir aydan fazla oldu kız hala benim onu kestiğimin farkına varmadı. Sonra bir gün bana mesaj geldi. Kardeşim kadar yakın bir dostumdan. Bir kız buna mesaj atıp sevdiğini söylemiş. Benim arkadaşında tam o sene babasının tayini çıktı başka şehre gittiler. bu da inanmamış kızın gerçek olduğuna, biri onu işletiyor sanmış, bana mesaj atmış ki git bir bak ki kız gerçek mi? Olur dedim kardeşim başımla beraber. Gittim kızın sınıfına sordum birilerine şu isimde biri varmış nerede diye. Camın önünde duran kızı gösterdiler. Sırtı bana dönük dışarıyı izliyordu. Yanına gittim seslendim" Afedersin bakar mısın acaba?"  "Efendim" diyerek döndü kız. O an dünya başıma yıkıldı. Benim gönlümü kaptırdığım kız karşımda duruyordu. Onu hiç bu kadar yakından görmemiştim. Gözleri o kadar berrak bakıyordu ki konuşamadım. Titredim. Ben ki yılların çapkını bir kız karşısında şekilden şekle girdim. Dayanamadım hemen koşup uzaklaştım. Hiç böyle olmamıştım bu zamana kadar. aldım elime telefonu mesaj attım kardeşime " Hayırlı olsun kardeşim yengemiz tam senlik, bir içim su..."

O gün hayatımda dönüm noktası oldu. Ona yenge demeyi hayal bile etmemiştim. Seneler geçti lise biteli. O bana sevgilisinin kardeşi gözüyle baktı ben ona iki farklı gözle. Yanındayken yengem, uzaktayken de imkansızım. Şimdi onlar ayrıldı kız benimle hala görüşüyor onu hala çok sevmeme rağmen uzanamıyorum. Çok değiştim ben, çok can yaktım zamanında şimdi bedel ödüyorum O'nsuzlukla. 

Evlendim bu arada, iki de çocuğum var ellerinizden öperler.Biri kız biri erkek. Erkeğinki babamın adı diğeri ise ben de saklı...


15 Şubat 2014 Cumartesi

ÇEKİLİŞİMİN KAZANANI !

Kar'alayan Kübra yartaşı 3 Değerli Düşünce

Merhabalar sevgili katılımcılar bu yazı sizin için. Öncelikle güzel bir cumartesi sabahından (aslında öğlen olmuş ama ben yeni uyandığım için bana sabah) Ankara'dan sevgiler... 

Kazananı açıklamadan önce hani televizyonda olur ya heyecanı artırmak için duygularımızı anlatalım derler. Ben de önce bu çekilişi keyifle yapmamda emeği geçenlere teşekkür edip duygularımı belirtmek istiyorum :)

14 Şubat ve blogumun doğum gününü kesiştirip; kendim okurken çok keyif aldığım iki kitabı paylaşmak ve daha çok kişi için başucu kitabı yapmak istedim. Sağolsun deeptone başta olmak üzere çekilişi duyurdunuz ve daha çok kişinin katılmasına vesile oldunuz bunun için teşekkür ediyorum. Kazanan kişi için kutudan kitap harici birşeyler de çıkabilir demiştim bunun kazananın varsa blogunu inceleyerek ona özel olmasını kararlaştırmıştım ve gerçekten de blogu olan birisi kazandı. Ucuz roman blogunun sahibi..

SEVGİLİ K.PRENS :)


K.prens kitaplarınla çok güzel tesadüfler yaşamanı dilerim. Benimle iletişime geç lütfen :) Ve senden özel bir istek benim için, kitapları eline alır almaz bir sayfa aç öylesine ve çıkan başlığı mailden bana gönder olur mu? Yoksa çatlarım :))

E hadi ben gideyim o zaman mutlulukla kalın :)


Çekiliş Bittiiiii !

Kar'alayan Kübra yartaşı 0 Değerli Düşünce
Efendiiiim hayırlı geceler herkese,  blogumun doğum günü vasıtasıyla düzenlediğim çekiliş sonlanmıştır. Yarın kazananı açıklayacağım eğer bir aksilik olmazsa. Sevgiyle kalın.. !

12 Şubat 2014 Çarşamba

Kar'alayan Kübra yartaşı 1 Değerli Düşünce
Ne desem ki kabus günler geri mi döndü yoksa bu bir göz yanılması mı? 

Az sonra uyanacak mıyım?

 Bir sonun başlangıcındayım ve adım atacağım yer sürekli değişiyor. Yerlerin kaygan olmasından ben mi sorumluyum. Tercih yap diyorlar. Seç birini vazgeç ötekinden. 

Kolay mı alışkanlıklara son vermek? 

Normal değilim büyük baş ağrılarıma küçük umutlar deva olmuyor. Nefes alacak bir cennet lazım, ama nerede?

Yok...

4 Şubat 2014 Salı

zzZ !

Kar'alayan Kübra yartaşı 9 Değerli Düşünce

Önce gece uyur,
Sonra gözler ölür...
Ve
Karanlık, sessizce yürekleri nefessiz bırakır.
Ruh çekilir şehirden
Güneş ağlar.
Sesler kaybolur dalgalar arasında..
Onların vaktidir şimdi,
Rüyalar,
Çek beni götür bu alemden.
El ver yüreğim uyansın, 
El ver...

SADE VE DERİN KİTAP YORUMU

Kar'alayan Kübra yartaşı 8 Değerli Düşünce

Kitabın Adı: Sade ve Derin           Yazarın Blogu: http://sadevederin.blogspot.com.tr/

Yazarı: Deep Tone ( Deeeep, dip dip, Dipsii Vs. :) )

Selamlar efendim, bugünler de nasip oldu. Sevgili Deep Tone'un kitap yorumunu da yazma şerefine ulaştım :)

Bilmeyenler ve adını duyupta tanımayanlar için söylemek istiyorum. Deep tone adlı bloggerımızın geçtiğimiz günlerde bir kitabı çıktı. Gözü korkutmayacak bir kalınlıkta olan kitabı 8 bölümden oluşuyor. bu 8 bölümünde içinde bölüm başlığıyla uygun olan 10 adet yazısı bulunuyor. Toplamda 80 adet denemeyle karşımıza çıkıyor.

Artık samimiyetten deep tone demiyorum ben ona deeepp ve türevleri olan kelimeler kullanıyorum. Yazımın içinde de böyle geçerse şaşırmayın yani :)

Alalı bir haftayı geçti ama kişisel işlerimden dolayı okuyup buraya düşüncelerimi yazmak ancak nasip oldu. Ele alınınca bir çırpıda bitirilecek bir kitap olmuş. sıkılmadım okurken, hatta tam olaya yeni girdi sanarken bir de baktım yazı bitmiş :)

Zaten deepin yazarlığına laf edecek biri yoktur. Kendisi maşallah kalemi ağlatan cinsten bir   zat-ı muhterem bu yüzden yazarlığı hakkında yorum yapmayacağım daha çok kitapta dikkatimi çeken noktalar üzerinde duracağım. Bu kitaba dair hoşuma giden şeylerden biri hiç bir yazısını daha önce okumamış olmam sanırım. Sıkılmadan okumamda bu da bir etken oldu.

Kitapta psikolojiye dair terimler geçmesi ayrıca dikkatimi çekmesine neden oldu. Algıda seçicilik oluşup o yazıyı daha da dikkatli okudum.

Deep o kadar geniş bir yelpazede bilgiye sahip ki ne ara bu kadar çok şeyi öğrendi ve aklında tutuyor diye hayret ettim. Her diziyi biliyor ve yeri geldikçe diziden örnekler vererek dikkatli bir izleyici olduğunu da kanıtlıyor. Sadece dizi değil film, müzik türleri ve grupları, kitaplar, sergiler vs... Ayrıca yine yazılarından gördüm ki 1960-70-80-90 ve 2000 leri her ayrıntısına kadar biliyor. ( Deep yaşın hakkında büyük soru işaretleri oluştu kafamda:) ) Sanki hepsini yaşamış ve bir oda dolusu anısı var hepsi hakkında. Olaylar arasında güzel karşılaştırmalarını sevdim.

Günümüz aşklarının sanal hayattan etkilenmesine çok güzel vurgu yapmış. [Aşkı yaşamamak için elimizden geleni yaptığımızı gördüm. Sonrada nerde o eski aşklar diyoruz.] Şu satırları kitaptan cımbızla çekip aldım hayatıma kattım.
" Kavga, kıskançlık, dedikodu, kötüleme ile uğraşmaktan sevmeye zamanımız kalıyor mu acaba?"

Facebook ve twitterın popularitesine değinen yazar bloggerları da yücelten cümleler kurmuş. Sevdim bunu :) Blog yazmak üretkenlik istediği için geyik ortamı oluşmadığını ya da çok az oluştuğuna değinmiş.


Ayrıca anladım ki Deep'in renklerle bir derdi var. Mavi gökler, mavi cenaze, kızıl cennet, kırmızı elektrik, umudun pembesi, mavi yelkenler, siyah orkideler, kara hafıza, kara Tanrıça... buna örnek olur sanırım :)

Bir yazısında beynimiz işine geleni hatırlar demiş ve istersek anılarımızı değiştirebileceğimizi söylemiş. Bu fikri hemen denemeliyim :)

Kitabı okumaya değer bence. En sevdiklerim arasına koydum bile bu kitabı. Yorum yazmakla bitmez en iyisi siz alın ve okuyun. Zaten kendisi bunu kâr amacıyla yapmadığı için kitap fiyatını çok düşük tutmuş. Ben 8 TL ye aldım. Bence bu kitap için çok komik bir fiyat hemen deeple irtibata geçip fiyatı yükseltmesini isteyeceğim :))

Ve onun kaleminden bir karalamayla bitireyim yazımı...Sevgiyle kalın :)

" Günahlar geceye aittir. Uyanmak sonsuzluğa ise dağların doruklarında olabilir sadece. Dağların zirvesine çıkarsam seni düşer misin yüksekten? Yaralı kanatların taşır mı seni?"

 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review