16 Ocak 2013 Çarşamba

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-5

Kar'alayan Kübra yartaşı


Aradan bir hafta geçmesine rağmen o gecenin büyüsü hala bitmemişti. Her sabah uyandığı andan başlayıp şükrediyordu beraber olduklarına. 

Bugün de yine kocasıyla kahvaltı yaptıktan sonra evde uğraşmak için oyalanacak bir şeyler aradı. 
Aklına hiçbir şey gelmeyince boş boş oturdu zaman geçmiyordu.

 Düşünmeye başladı. 

Geçmişte bir çok üzücü olay yaşamasına rağmen bugün o kadar mutluydu ki. Şükredecek bir çok şeyi vardı. 

Seviniyordu başkaları gibi koca dayağı vardı ne de geçim sıkıntısı çekiyordu. Canı bir şey istese hemen alıyor sevmezse atıyor yenisini alıyordu. Bu kadar çok güzel şey varken hayatında korkuyordu da aslında. 

Ya bunların bir gün sonu gelirse diye içini bazen kara bulutlar kaplıyordu yüreği sıkışıyordu. Düşündükçe daha da bunalıp sonra sessiz sessiz ağlıyordu. 

Gözyaşları kocasını bir gün kaybetme ihtimaliyle karışık bir de mutluluktandı. 

Hayatı çok düzenli ve huzurluydu. Ama o gün yine bir sıkıntıyla oturuyordu kanepenin köşesine iki büklüm . Nedense sabahtan beri bir ağırlık vardı üzerinde içi sıkılıyordu. Arada bir olurdu böyle. Bu gün gibi hüzünlü olduğu günleri hiç sevmezdi. 

Onun hayatı hep neşeli olmalıydı. Kendine yıllar önce söz verdi. Asla ve asla beni  kimse üzemeyecek kimsenin canımı yakmasına izin vermeyeceğim ve bu gülen yüzümü kimse solduramayacak" diye.

Hemen kendini normale çevirmek için hava almaya dışarı çıkmaya karar verdi. Hazırlanmaya başladı. Hem belki bir kaç şey alıp kendine gelirdi. Ne de olsa kadınlar alışveriş yapınca mutlu olurdu. aa belki geçen gün denemeye fırsatı olmadığı için alamadığı elbiseyi denerdi. 

Vakit geç olmadan gidip geleyim diye düşündü. 

Daha geldiğinde kocasını  sabah işe giderken sipariş verdiği yemekleri yapacaktı. Sıcak sıcak yesin diye onun gelmesine yakın yapacaktı. 

Odasında hazırlanırken içeriden bir ses geldi. telefon çalıyordu. Önce yanlış duyduğunu zannedip umursamadı ama sonra bir de baktı ki gerçekten çalıyor. Tamda pantolonunu giyiniyordu. Koşmaya kalktı. Paçaları 
birbirine dolanıp engel oldu koşmasına. Salonda çalan telefona yetişene kadar zaten kapanmıştı. 

Kimin aradığı görünmüyordu. Gizli numara yazıyordu. Neyse bir daha arasın deyip odaya tekrar döndü. 

Giyinip yüzüne de hafif bir makyajdan sonra hazır gibiydi. Dolaptan çantasını almak için kapağını açtığı sırada tekrar telefonun sesi evin içinde yankılandı. 

Koştu yine kaçırmak istemiyordu. Açtı bir kaç kez alo dedikten sonra karşıdan ses gelmişti.

 "Alo...Sedef Hanım.. siz misiniz?" 

ses yabancıydı ve pek hoş bir tonla gelmiyordu. Karşıdaki adamın ne diyeceğini bilmeden kötü bir şey olduğunu anladı. Zar zor cevap verdi.

 "ee.. evet benim.."

"Sedef Hanım ben emniyet amiri Mustafa Kaya. yol kenarında bulunan bir cesetin üzerindeki telefonda numaranız çıktı. En son sizi aramış. Cemil beyi tanıyor olabileceğinizi düşündük. Teşhis için sizi en kısa sürede karakola bekliyoruz. Birazdan görevli polis memurlarımız sizi almaya gelecekler. Lütfen hazır olun." ......

8 Değerli Düşünce:

tosbağanın dünyası dedi ki...

amaaa şimdi burda bitmezki :)

kar tanesi dedi ki...

azıcık heyecan olsun tosbagam :)

sevda s. dedi ki...

Huh... Bu neydi ki böyle? Arkası ne zaman, yarın mı ki? :)

kar tanesi dedi ki...

en kısa zamanda canım yeni bölüm :)

melek bahar dedi ki...

kar şekerim bizi bekletme yaaaa :(

deeptone dedi ki...

üffff yaaaa eee nolcak kiii.
:)

kar tanesi dedi ki...

bu gece yeni bölüm meleğim merak etme :)

kar tanesi dedi ki...

bilmemm bakalım nolcak :)

Yorum Gönder

Yorum Yapmak ister misin..?

 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review