13 Nisan 2013 Cumartesi

PİŞMANIM ÖLÜME KADAR-25

Kar'alayan Kübra yartaşı


Her şey düzeliyor muydu yoksa? Kocası eski haline mi dönüyordu. Ya kendisi?

Her ne kadar kocasının bu adımı hoşuna gitse de aklında başkası vardı artık… Serhat…

Acaba ne yapıyordu şu an? O da Sedefi düşünüyor muydu? Sedefe sunduğu teklif o kadar cazipti ki ilk anda kızsa da aklından çıkaramıyordu. İnsana her zaman yasak olan caziptir, helal olan çekici gelmez. Sedef de tam böyle bir ikilem arasında kalmış halde yorgun…


Kocası onun aklındaki düşüncelerden habersiz her şeyin normale döndüğünü düşünürken sedefin aklında sade ve sadece Serhat vardı.

Bir şeyler yapma zamanı gelmişti. Önce hem Serhatın ne kadar samimi olduğunu anlamalıydı. Ya verdiği sözlerde samimi değilse? Kocasına da bir şey hissettirmemeliydi. Kahvaltısı yaptıktan sonra üstüne eline geçirdiği ilk kıyafetleri giyinip evden hızı adımlarla çıktı yürümeye başladı. Hedefe odaklanmış bir avcı gibi etrafına bakmadan yürüyordu. Markete girdi gözleri Serhatı arıyordu. Bulamayınca çalışanlardan birine sordu.

“Merhaba burada çalışan Serhat Bey vardı. Nerede acaba?”

“Dün Serhat Bey işten ayrıldı efendim buyrun ben yardımcı olayım.”

“Neden peki gitme sebebi nedir?”

“Bilmiyorum efendim.”

“Peki teşekkür ederim.”

“Rica ederim.”

Marketten çıktı. Yerdeki kola tenekesine tekmeyi vurdu. Gözlerinden sinirden yaş akmaya başladı.

“Adi pislik beni kandırdı. Hani bana bir sürü şey vadetmişti. Nerdesin gerizekalııııııı. Bende ne salağım yaa asıl gerizekalı benim ki ona inandım. Allahım ben ne kadar nankörüm. oooooooooofffffffff”

Kendi kendine konuşup yürürken Nuray’ın seslenmesiyle kendine geldi. “Hayırdır kızım neyin var noldu çok dalgın gibisin.”

“Yok bişey Nuray anne ii..iyim.”

“Yok kızım ben bilmiyorum sanki senin iyi mi kötü mü olduğunu söyle hadi kim naptı sana.”

Sedef o kadar çaresiz ve kandırılmış hissediyordu ki tutunacak dal aradığı yerde Nurayın ellerinden tuttu.
“Ah be Nuray annem başıma neler geldi bir bilsen. Ben o kadar kötü biriyim ki çok kötüyüm çookk”

“Dur böyle sokak ortasında olmaz gel bize gidelim evde kimse yok ben sana bir de çay demlerim hem sakinleşirsin hem de konuşuruz.”

“Tamam…”
İkisi birlikte yavaş yavaş yürüyerek eve geldiler. Sedef ağlamaya devam ediyordu.
Eve girdiler Sedef kendini koltuğa bıraktı kımıldamadan oturuyordu biraz sonra Nuray elinde iki bardak çayla geldi.

“Anlat bakalım neler oldu?”

“ Sana bunları anlattığımda benden nefret edeceksin biliyorum ama artık yüreğim içime sığmıyor. Ben malum yangından sonra kendimi toparlayamadım Nuray anne, hep kötü davrandım kendime ve tabii ki kocama da… Bana karşı hep alttan aldı ama bir gün tam iyileştim dedim dışarı yemeğe gittik. Biz güzel güzel yemek yerken bir kadın çıkageldi. 

Zaten o kadın kocamı seviyordu biliyordum ama kocam aramızda bir şey diyordu. Tam düğün günümde bana gelip kocamla ilişkisi olduğunu söyledi. Ama ben kocama inandım hep. Meğer beni ayakta uyutmuşlar. Aralarında bir şeyler varmış. Aynı iş yerinde çalışıyorlar. Neden olmasın ki evde benle işte onunla.. ahh ahh ne aptalımmm…

Neyse biz o gün yemek yerken bu kadın geldi salak salak konuştu. Ben kocamın bana ait olduğunu sanarken meğer o bizim ortak malımızmış. O günden sonra kocamla aramız bozuldu. Onu hiç dinlemedim. Açıklamak istedi ama biliyorum neler diyeceğini. Daha fazla beni kandırmasına izin vermedim. Yıllarca ayakta uyumuşum. İlk zamanlarda ilgiliydi ama sonra oda bıraktı. Biz aynı evde iki yabancıydık. Gerekmedikçe konuşmayan birbirini umursamayan… 

Sonra biri çıktı karşıma bana aşık olduğunu söyledi. Olmaz dedim evliyim dedim yapamam dedim anlamadı vazgeçmedi. Kocam benim yüzüm çirkinleşti diye beni aldatırken o kişi benim bu halime aşık oldu. Bana o kadar güzel şeyler söyledi ki hem aklımı hem de kalbimi çalmayı başardı. Bana bir çok şey vaadetti ama şimdi oda gitti. Ben hep inandım hem kocama hem ona. Hep güvendim çok aptalım çokk..”

Hıçkırıklar Sedefin sözlerine engel oluyordu. İçini çeke çeke ağlamaktan halsiz düştü. Artık anlattıkları sayıklar gibiydi. Gözleri kapalı sesi durgun…

“Ben ne yapacam anne söyle ne kocamla yapabiliyorum ne de kalbimin sahibi burada. Ben ne yapacam Allah aşkına sen söyle.”

Sedefe sımsıkı sarılan Nuray aynı ona annesi gibi davranıyordu. Gözlerini silip başını okşuyordu. Her şeyin güzel olacağını söylüyordu.

“Canım Sedefim ah be kızım sen bu kadar şeyi nasıl o küçücük yüreğinde sakladın. Ama artık bana her şeyi anlatabilirsin. Ben senden neden nefret edeyim ki kızımsın sen benim. Bu saatten sonra sana şunu sev bunu sev demem ama kocan senindir kocandır kızım. Yasak caziptir ama helale bakmak erdemdir. Sen o kişiye olan sevgini kat be kat kocana verebilirsin. Zor zamanında sana iki güzel söz söyleyip seni kandıran biri için kocanı bırakma sakın. Yangından önce ne kadar mutlu olduğunuzu sen bana anlatmıştın yine başabilirsiniz.”

“O bana nasıl ihanet ettiyse bende ona ettim. Benim ondan ne farkım kaldı. Artık biz nasıl karıkoca oluruz başkaları varken.”

“Kocana açıklama yapmak için bir fırsat ver kızım. Sonra kararını verirsin.”

“Tamam anne…”

Sedef konuşurken halsizlikten uyuyakalmıştı. Nuray da onun üstünü örtüp odadan sessizce çıkı.
Sedef rüyasında bile Serhatın onu bırakıp gittiğini ıssız bir çölde yapayalnız kaldığını görüyordu…

3 Değerli Düşünce:

melek bahar dedi ki...

Bence Sedef Nuray anneyi dinlemeyek. Baksana rüyasında bile serhat ı görüyor. Çok pişman olacağı bir yanlış yapmaz inşaallah.

kar tanesi dedi ki...

Büyük sözü dinlemek gerek :)

İki Şehir Bir Meryem dedi ki...

Merhaba :) aslında bloğunu bir süredir melodram sayesinde takip ediyorum:) şimdi de happy box da eşleştiğimizi öğrendim. Mail adresine rastlayamadım ama benim mailim, bloğumda yazıyor. Kendine iyi bak, sevgiler..

Yorum Gönder

Yorum Yapmak ister misin..?

 

KAR TANESİ Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review